Yörüklerin geleneksel çocuk oyunlarından aşık oyunlarının çocuk gelişimindeki yeri ile ilgili bir yazı hazırladım. Bu yazıyı yazarken farklı kaynaklardan yararlandım. Yazıyı yazmamda motivasyonumu sağlayan Sayın Nevzat Çağlar hocamızın "Anamur ve Bozyazı Çocuk Oyunları ve Oyuncakları" kitabı oldu. Bu kitabı hediye ederek tanışmamı sağlayan Sayın Umut Ozkan hocamız bu yazının ilk adımlarının atılmasını sağladı. Biraz emek barındıran bir yazı oldu. Keyifli okumalar diliyorum.
Aşık Oyununun Bilişsel, Duygusal ve Davranışsal Gelişim Üzerindeki Etkileri
Mustafa Said Mert (Uzman Psikolog)
Yörüklerin kuşaktan kuşağa aktardığı aşık kemiği oyunlarını (Zıt, Taladı ve Süttü) gelişim psikolojisi perspektifinden ele almaya çalıştım bu yazıda. Koyun ve keçinin arka diz kapağından elde edilen bu küçük kemik etrafında şekillenen oyun kültürü, yüzeysel bir bakışla sıradan bir köy eğlencesi gibi görünse de bilişsel, duygusal ve davranışsal gelişim açısından son derece zengin bir içerik barındırmaktadır. Yazıda uzaysal mekansal düşünme, zihinsel döndürme kapasitesi, çalışma belleği, yürütücü işlevler, ince motor becerisi, duygu düzenleme, hayal kırıklığı toleransı, kültürel kimlik ve kuşaklar arası bağlanma gibi temel gelişimsel alanları, güncel psikoloji ve nörobilim literatürüyle değerlendirmeye çalıştım.
Sadece Bir Kemik
Bir çocuğun eline küçük, düzensiz şekilli bir kemik tutuşturun. Ona bu kemiğin dört farklı
yüzü olduğunu, her yüzün farklı bir anlam taşıdığını ve bu kemiği belirli bir açıyla, belirli bir
kuvvetle fırlatması gerektiğini söyleyin ve sonra bekleyin. Çocuk düşünecek, hesap yapacak,
deneyecek, yanılacak, tekrar deneyecek. Kazandığında sevinecek, kaybettiğinde hayal
kırıklığıyla yüzleşecek. Rakibini izleyecek, sırasını bekleyecek, kurallara uyacak. Büyüğünden öğrendiği bir sözcüğü ilk kez ağzından çıkaracak: "Taladı!" İşte bu oyun sahnesi, Yörük çocuklarının yüzyıllardır yaşadığı bir an. Görünürde basit, özünde ise son derece karmaşık bir öğrenme deneyimi. Çünkü o küçük kemik (aşık kemiği) etrafında örülen oyun kültürü, modern eğitim biliminin ayrı ayrı geliştirmeye çalıştığı pek çok beceriyi tek bir etkinlik içinde bir araya getirmektedir.
Oyun, insanlık tarihinin en eski öğrenme biçimidir. Jean Piaget, oyunun çocuğun dünyayı
anlamlandırma sürecinin merkezinde yer aldığını, çocuğun nesnelerle kurduğu somut
etkileşimler aracılığıyla şema oluşturduğunu ve bu şemaların zamanla soyut düşüncenin
temelini attığını öne sürmüştür [1].
Lev Vygotsky ise oyunun yakın gelişim alanı (Zone of Proximal Development) içinde işlev gördüğünü, yani çocuğu tek başına başarabileceğinin
biraz ötesine taşıdığını vurgulamıştır [2].
Daha yakın dönemde Amerikan Pediatri Akademisi, oyunun yalnızca çocuklar için değil, yaşam boyu beyin plastisitesi, yaratıcılık ve sosyal uyum için vazgeçilmez olduğunu raporlarında açıkça belgelemiştir [3].
Aşık kemiğinin oyun aracı olarak kullanımı, insanlık tarihinin derinliklerine uzanmaktadır.
Anadolu'nun Neolitik yerleşim yerlerinde, Çatalhöyük başta olmak üzere pek çok arkeolojik
alanda aşık kemiklerine rastlanmıştır; bu kemiklerin MÖ 7000'li yıllara ait olduğu
bilinmektedir [4].
Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan Türk kültür coğrafyasında aşık oyunu, Divânü Lugâti't-Türk'te bile adı geçen kadim bir gelenek olarak kayıtlara girmiştir [5].
Günümüzde Kırgızistan, Kazakistan, Altaylar ve Özbekistan başta olmak üzere pek çok Türk
devletinde bu oyunun yaşamaya devam ettiği bilinmektedir [6].
Akdeniz'in Toroslar ile buluştuğu bu özgün coğrafyada, Anamur ve Bozyazı'nın Yörük
çocukları bu kadim geleneği bugün de yaşatmaktadır. Bozyazı'nın Çubukkoyağı
Mahallesi'nde oynanan Zıt ve Taladı, Anamur'un Kaşdişlen Köyü'ne özgü Süttü; her biri
kendi içinde farklı kurallar ve kazanımlar barındıran bu varyantlar, yerel bir kültürel mirasın
canlı örnekleridir.
Aşık Nedir?
"Aşık", koyun ve keçinin arka bacağında diz ile topuk arasında yer alan küçük, düzensiz
şekilli bir kemiktir [6].
Türkçede bu kemiğe dört farklı yüzü için ayrı adlar verilmesi, onu kullanan kültürün ne denli ince bir gözlem yeteneğine sahip olduğunu göstermektedir:
Yüz Adı Fiziksel Özellik Oyundaki Anlamı
Taladı Uzun ve düz kısım En değerli düşüş biçimi;
kazandırır
Çik Çukur taraf Oyuna göre kazandıran ya da
kaybettiren yüz
Tök Şişkin, dışbükey yüzey Çikin karşıtı olarak değerlendirilir
Dar kenar İnce kenar yüzey Bazı varyantlarda özel anlam taşır
Bozyazı'nın Bahçekoyağı köyünde aşıklar saman yakılarak sarartılır; Çubukkoyağı
Mahallesi'nde ise kökboyasıyla kırmızı, yeşil ve mor renklere boyanır [6]. Oyuncunun kendi
aşığına kurşun dökerek ağırlaştırması (aşığın düzülmesi olarak adlandırılan bu işlem)
rakibin aşığını daha kolay devirmesini sağlar. Bu hazırlık süreci bile başlı başına bir
mühendislik düşüncesinin izlerini taşımaktadı; çocuk, ağırlık merkezi ile çarpma kuvveti arasındaki ilişkiyi sezgisel olarak kavramaktadır.
Aşık kemiğinin kültürel işlevi oyunla sınırlı kalmamaktadır. Bozyazı'nın Bahçekoyağı
Köyü Tursun Mahallesi ve Çubukkoyağı Mahallesi'nde birkaç aşık ipe dizilerek beşiğin üst
ağacına asılır; buna "üğrümbeç" ya da "çıldırdak" denir. Çocuk çıldırdakla oynar ayrıca
nazara karşı korunduğuna inanılır [6]. Bu çok işlevlilik (oyuncak, nazarlık ve kimlik nesnesi
olarak eş zamanlı kullanım) aşığın Yörük kültüründeki derin sembolik değerini
yansıtmaktadır.
Oyun Türleri
Zıt Oyunu: Bozyazı'nın Çubukkoyağı Mahallesi'nde 2-4 kişiyle oynanan Zıt, aşık
oyunlarının en temel türlerinden biridir. Oyuncular daire şeklinde dizlerini kırarak
otururlar. Her oyuncunun önünde önceden belirlenmiş miktarda para bulunur. Oyuna başlayan oyuncu iki aşığı yere atar. Aşıklar çik veya tök düşerse sıra bir sonraki oyuncuya geçer; biri taladı gelirse oyuncuların önündeki paraları alır. Her ikisi taladı gelirse belirlenen paranın iki katını kazanır [6].
Taladı Oyunu: Bozyazı'nın Çubukkoyağı Mahallesi'ne özgü olan bu oyun, 3-6 kişiyle
oynanır. Oyuncular düz bir toprak zemine ikişer aşık dizer. Atış sırasına göre her oyuncu,
elindeki aşıkla belirli bir uzaklıktan dizili aşıklara vurur. Dizili aşıklara vurulup atılan aşık çik
düşerse çik olanları, tök düşerse tök olanları, taladı düşerse çik veya tök olmasına
bakılmaksızın tamamını alır. Atışın başarısız olması durumunda yani aşıklardan birine de
vurulamaması halinde el değişir. Ütülen aşık, isteğe göre bir kuruşa satılır [6].
Süttü Oyunu: Anamur'un Kaşdişlen Köyü'ne özgü olan Süttü, aşık kemiği yerine değnekle
oynanan bir varyasyondur. İki değnek ortadan ikiye ayrılarak dört çubuk elde edilir. Çubuklar
yere sürttürülerek atılır. Beyaz (İç taraf) gelirse karşıdaki kazanır, siyah (Dış yüz) gelirse atan
kazanır. Kaybeden oyuncuya "Çay pişirip getirme" cezası verilir [6]. Bu son kural, kaybı
sembolik bir sosyal sorumluluğa dönüştürmesi bakımından son derece anlamlıdır.
Kemiğin Oyun Yolculuğu
Aşık kemiğinin oyun aracı olarak kullanımı, insanlık tarihinin en eski ve en evrensel
pratiklerinden biridir. Anadolu'da Neolitik dönemden itibaren (Çatalhöyük başta olmak
üzere pek çok arkeolojik alanda) aşık kemiklerine rastlanmaktadır. Bu kemiklerin M.Ö.
7000'li yıllara ait olduğu bilinmektedir [4]. Antik Yunan ve Roma dünyasında "Astragalos" ya
da "Talus" adıyla bilinen bu kemik hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından oynanmış;
hatta kehanet ve fal aracı olarak da kullanılmıştır [4]. Orta Asya bozkırlarından Anadolu'ya
uzanan Türk kültür coğrafyasında ise aşık oyunu, Divânü Lugâti't-Türk'te bile adı geçen
kadim bir gelenek olarak kayıtlara girmiştir [5]. Bu tarihsel derinlik, aşık oyununun tesadüfi bir eğlence olmadığını aksine insanlığın ortak bilgeliğinin bir ürünü olduğunu göstermektedir. Kırgızistan, Kazakistan, Altaylar ve Özbekistan başta olmak üzere pek çok Türk devletinde bu oyunun bugün de yaşamaya devam ettiği bilinmektedir [6]. Türk kültüründe aşık oyunu üzerine yapılan akademik çalışmalar, oyunun yalnızca Anadolu'ya özgü olmadığını, Orta Asya'dan Balkanlara uzanan geniş bir coğrafyada benzer kurallar ve terminolojiyle oynandığını ortaya koymaktadır [5] [6]. Anamur ve Bozyazı'nın Yörük geleneğinde aşık oyununun bu evrensel mirası nasıl yerel bir kimliğe büründürdüğü dikkat çekicidir. Bozyazı'ya özgü kökboya boyama geleneği, kurşun dökme ritüeli ve çıldırdak uygulaması, evrensel bir nesneyi yerel bir kültürel ifadeye dönüştürmektedir. Bu dönüşüm, kültürel psikoloji açısından son derece değerlidir. Çocuk hem insanlığın ortak mirasına hem de kendi topluluğunun özgün kimliğine aynı anda bağlanmaktadır.
Oyun Temelli Öğrenme
Oyunun çocuk gelişimindeki rolü, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren psikoloji biliminin
gündeminde yer almaktadır. Piaget'nin bilişsel gelişim kuramı, çocuğun dünyayı
anlamlandırma sürecinde oyunun merkezi işlevini vurgular [1]. Vygotsky'nin yakın gelişim
alanı kavramı ise oyunun çocuğu mevcut kapasitesinin ötesine taşıdığını, özellikle akranlarla
oynanan oyunların bu işlevi en güçlü biçimde yerine getirdiğini ortaya koyar [2]. Bandura'nın
sosyal öğrenme kuramına göre ise çocuk, gözlem yoluyla öğrenir. Oyun ortamında yaşça
büyük çocukları izlemek yalnızca teknik becerileri değil sosyal normları da içselleştirmeyi
sağlar [7]. Daha güncel çalışmalar, oyunun nörobilimsel temellerini de aydınlatmıştır. Amerikan Pediatri Akademisi'nin 2018 tarihli kapsamlı raporunda, oyunun prefrontal korteks gelişimini, amigdala ve hipokampus işlevlerini desteklediği, yürütücü işlevlerin (inhibisyon, çalışma belleği, bilişsel esneklik) oyun ortamında en etkili biçimde geliştiği belgelenmiştir [3]. Dopaminerjik ödül sistemi, oyun sırasında aktive olmakta, bu aktivasyon hem motivasyonu hem de öğrenme kapasitesini artırmaktadır [8].
Kültürel Psikoloji
Bronfenbrenner'in biyoekolojik sistem kuramı, çocuk gelişimini çevresel sistemlerin iç içe
geçmesiyle şekillenen bir süreç olarak tanımlar [9]. Bu modelde aile (Mikrosistem), topluluk
(Mezosistem) ve kültür (Makrosistem) birlikte işlev görür. Aşık oyunları bu çerçevede değerlendirildiğinde yalnızca bir eğlence aracı değil kültürel değerlerin, sosyal normların ve
pratik yaşam becerilerinin kuşaktan kuşağa aktarıldığı bir mikrosistem ortamı olarak karşımıza çıkmaktadır. Aksoy'un (2014) Sarıkeçili Yörükleri üzerine yürüttüğü alan araştırması, geleneksel çocuk oyunlarının Yörük topluluklarında yaşam, iletişim, dil, liderlik, problem çözme ve öz yönetim becerileri kazandırmadaki işlevini belgelemiştir [10]. Bu bulgu, Anamur ve Bozyazı Yörüklerinin aşık oyunlarıyla doğrudan örtüşmektedir. Her iki coğrafyada da oyun, çocuğu yalnızca eğlendirmemekte onu toplumun beklentilerine ve yaşamın gerekliliklerine hazırlamaktadır.
Erikson'un psikososyal gelişim kuramı açısından bakıldığında, aşık oyunları özellikle okul
çağı döneminde (6-12 yaş) kritik öneme sahiptir. Bu dönemde çocuk, "Başarı duygusu" ile
"Yetersizlik duygusu" arasındaki gerilimi çözmektedir [11]. Aşık oyunlarının sunduğu
kazanma kaybetme deneyimleri, bu gelişimsel görevin sağlıklı bir biçimde tamamlanmasına
zemin hazırlar.
Bilişsel Kazanımlar
Uzaysal-Mekansal Düşünme ve Zihinsel Döndürme
Aşık kemiği, dörtgen prizmaya benzer ama tam anlamıyla ne bir küp ne de bir dikdörtgen
olan, dört yüzü birbirinden farklı biçimde eğrilik gösteren özgün bir nesnedir. Çocuk bu
nesneyi eliyle tuttuğu andan itibaren üç boyutlu uzayı zihninde modellemeye başlar. Hangi
yüzün yukarı dönük olduğunu anlayabilmek için kemiğin dönel simetrisini, ağırlık merkezini
ve zemine temas noktasını eş zamanlı olarak hesaba katması gerekir. Bilişsel psikolojide
"Zihinsel döndürme" (Mental rotation) kapasitesi olarak adlandırılan bu ileri düzey beceri,
Shepard ve Metzler'in (1971) klasik deneylerinden bu yana matematik başarısını ve
mühendislik yeteneğini en güçlü biçimde yordayan faktörlerden biri olarak kabul görmektedir
[12]. Uttal ve arkadaşlarının (2013) 217 çalışmayı kapsayan meta analizi, uzaysal düşünme
becerisinin eğitimle geliştirilebilir olduğunu ve bu gelişimin kalıcı olduğunu kanıtlamıştır
[13]. Taladı oyununda mesafe hesabı boyutu bu kazanımı daha da derinleştirir. Oyuncu,
belirli bir uzaklıktan atış yaparken hem hedef aşıkların konumunu hem de kendi aşığının
izleyeceği yolu üç boyutlu olarak zihinde canlandırmalıdır. Newcombe'un (2017) STEM
eğitimi üzerine yürüttüğü araştırmalar, erken dönemde geliştirilen uzaysal düşünme
becerisinin matematik, fen bilimleri ve mühendislik başarısını güçlü biçimde yordadığını
ortaya koymuştur [14]. Aşık oyunlarında çocuk, farkında olmadan uygulamalı bir fizik dersi almaktadır. Kuvvet, açı, mesafe ve ağırlık arasındaki ilişkileri sezgisel olarak kavramakta; bu kavrayışı her atışta yeniden sınamaktadır.
Çalışma Belleği ve Görsel Hafıza
Aşık oyunlarında kural takibi, birden fazla aşığın konumunu ve düşüş biçimini akılda tutmayı
gerektirir. Zıt oyununda 3-4 oyuncunun önündeki paraları, kimin hangi sırada olduğunu ve
atışların sonuçlarını eş zamanlı olarak zihninde tutan çocuk, farkında olmadan çalışma
belleğini (Working memory) yoğun biçimde kullanmaktadır. Baddeley ve Hitch'in (1974)
öncü çalışmalarıyla ortaya konan çalışma belleği modeli, günlük bilişsel işlemlerin temel
mekanizmasını açıklamaktadır [15]. Diamond'ın (2013) kapsamlı derlemesi, çalışma
belleğinin oyun ve egzersizle artırılabildiğini, bu artışın akademik başarıyla doğrudan ilişkili
olduğunu belgelemektedir [16]. Görsel hafıza boyutunda ise aşık kemiğinin dört farklı yüzünü renk ve şekil özellikleriyle birlikte tanımak ve hatırlamak, görsel çalışma belleğini sistematik biçimde çalıştırmaktadır. Süttü oyunundaki ikili karşıtlık (Beyaz/siyah) ise daha temel bir bellek kodlamasını işe koşar; çocuk, renk-sonuç eşleşmesini hızla şemalaştırır ve bu şemayı olası senaryolara genelleştirir.
Yürütücü İşlevler: Planlama, İnhibisyon ve Bilişsel Esneklik
Diamond'ın (2013) yürütücü işlevler modeli, üç temel bileşeni tanımlamaktadır: İnhibisyon
(Dürtü kontrolü), Çalışma belleği ve Bilişsel esneklik [16]. Aşık oyunları bu üç bileşeni de
aynı anda harekete geçirir. Taladı oyununda oyuncu yalnızca sırasını beklemekle kalmaz; sırası geldiğinde ne yapacağını, hangi açıyla atacağını ve başarılı olursa neler kazanacağını önceden planlar. Bu ileri görüşlü planlama, prefrontal korteksin gelişimiyle doğrudan ilişkilidir [16]. Miyake ve arkadaşlarının (2000) çalışması, yürütücü işlevlerin akademik başarıyı güçlü biçimde yordadığını ve bu işlevlerin erken dönemde oyun ortamında geliştiğini ortaya koymuştur [17]. İnhibisyon boyutunda ise çocuğun sırasını beklerken dürtüsel davranışlarını kontrol etmesi, kazandığında aşırı tepki vermemesi ve kaybettiğinde oyuna devam etmesi.. Tüm bunlar inhibisyon kapasitesinin doğal bir egzersizini oluşturmaktadır. Shaheen'in (2014) araştırması, oyun ortamının yürütücü işlevlerle ilgili davranışlar üzerindeki olumlu etkisini deneysel olarak belgelemiştir [18].
Dikkat: Yoğunluk, Süre ve Ayrıntıya Odaklanma
Posner ve Petersen'in (1990) dikkat ağları kuramına göre dikkat; oryantasyon, yürütücü
kontrol ve alarm olmak üzere üç ayrı ağın koordinasyonuyla çalışan bir sistemdir [19]. Aşık
oyunları, bu üç ağı aynı anda aktive eder. Atışı bekleyen oyuncu alarm ağını devrede tutar,
kimi vuracağını seçerken oryantasyon ağını, kuralları uygulamak için yürütücü ağını kullanır.
Bir oyuncu aşığı havaya kaldırıp atmadan önce bir an için tüm dikkati o kemiğe yönelir. Sonra zemine, ardından düşüş noktasına, ardından kuralların gerektirdiği değerlendirmeye. Bu dikkat odağının sürekli değişimi ve her seferinde tam anlamıyla yoğunlaşma zorunluluğu,
dikkat kapasitesini sistematik biçimde eğitmektedir. Dijital ekran eğlencelerinin aksine bu durum edilgen bir dikkat değil etkin, amaçlı ve sürdürülebilir bir dikkat sürecidir.
Bütünsel Algı, Parça Bütün İlişkisi ve Kavramsal Düşünme
Aşık kemiğinin dört yüzü (Taladı, çik, tök ve dar kenar) bir bütünün parçaları olarak
öğrenilir. Çocuk oyun oynadıkça bu parçaların birbiriyle ilişkisini içselleştirir. Tek bir yüzü
gördüğünde diğer üçünün konumunu zihninde tamamlar. Gestalt psikolojisinin temel ilkesi
olan "Bütün, parçaların toplamından fazladır" ilkesi, aşık oyunlarında somut bir yaşantıya
dönüşmektedir. Kavramsal düşünme açısından bakıldığında, "Çik", "Tök" ve "Taladı" kavramları arasındaki hiyerarşik ilişkiyi kavramak, çocuğun zihninde ilk kategori ağlarını oluşturur. Vygotsky'nin (1934/1986) vurguladığı üzere, kavramlar sosyal etkileşim içinde, özellikle oyun ortamında gelişmektedir [20]. Aşık oyunlarının kendine özgü terminolojisi (Taladı, çik, tök, zıt,üğrümbeç, çıldırdak) çocuğun sözel dağarcığını genişletirken aynı zamanda soyut kavramları somut nesnelerle eşleştirme becerisini de geliştirmektedir.
Duygusal Kazanımlar
Duygu Düzenleme ve Hayal Kırıklığı Toleransı
Aşık oyunlarında kazanmak ve kaybetmek, oyunun ayrılmaz parçalarıdır. Taladı oyununda
"Atışın başarısız olması durumunda el değişir" kuralı, başarısızlığın oyunun yapısına içkin
olduğunu göstermektedir. Çocuk bu başarısızlıkla defalarca yüzleşir ve her seferinde sırasını
beklemeyi, duygusal tepkisini düzenleyerek oyuna devam etmeyi öğrenir. Gross'un (2002) duygu düzenleme modeli, duyguların bilişsel yeniden değerlendirme ve tepki
baskılama yoluyla yönetilebildiğini ortaya koymuştur [21]. LaFreniere'nin (2013) araştırması,
oyun ortamının fizyolojik uyarılmayı yönetmek ve duygu düzenleme becerilerini geliştirmek
için eşsiz bir bağlam sunduğunu belgelemiştir [22]. Aşık oyunlarında her başarısız atış,
çocuğa kontrollü bir hayal kırıklığı deneyimi yaşatmakta, bu deneyim, uzun vadeli duygusal
dayanıklılığın (Resilience) temel taşlarını döşemektedir. Süttü oyunundaki "Çay pişirme cezası" ise kaybı sembolik bir sosyal sorumluluğa dönüştürerek utancı değil sorumluluğu ön plana çıkarmaktadır. Bu yapı, çocuğun kaybı bir yenilgi olarak değil yerine getirilmesi gereken bir toplumsal görev olarak içselleştirmesini sağlamaktadır.
Adalet Duygusu, Kural Bağlılığı ve Empati
Aşık oyunları, çocuğun kural içselleştirme sürecinin minyatür sahneleridir. Kimse bir hakem
atamamıştır, oyuncular kuralı hem uygular hem de denetler. Bu yapı, çocuğun hem kurala
uyma hem de haksızlığa itiraz etme pratiği yapmasına olanak tanır. Piaget, ahlak gelişiminin
oyun ortamında kurallara karşı geliştirilen tutumlardan beslendiğini gözlemlemiştir [23]. Aşık
oyunlarında "Ütülen aşığın bir kuruşa satılması" gibi ekonomik adalet normları bile çocuğun
erken dönemde mülkiyet, karşılıklılık ve dürüstlük kavramlarıyla bütünleşik bir deneyim
yaşamasını sağlamaktadır. Empati boyutunda ise rakibin başarısını izlemek, onun sevincini kendi içinde hissetmek ve sırasını beklemek yani diğerinin perspektifini almak, zihin kuramı (Theory of mind) gelişimi açısından işlevsel bir ortam sunmaktadır. Yatmaz ve arkadaşlarının (2021) araştırması,geleneksel oyunların 3-6 yaş çocuklarda paylaşma, işbirliği, dayanışma ve empati değerlerinin kazanılmasına katkı sağladığını belgelemiştir [24].
Kültürel Kimlik, Aidiyet ve Kuşaklar Arası Bağlanma
Büyükbabası veya büyükannesiyle birlikte aşık oynayan bir çocuk yalnızca bir oyun
öğrenmemektedir. Kendisinden önce gelen nesillerin hayatına bir köprü kurmaktadır.
Kemiğin rengine, boyanmasına, kurşun dökme ritüeline ilişkin yerel bilgi, o çocuğun
kimliğinin bir parçası haline gelir. Erikson'un (1968) psikososyal gelişim kuramında kimlik duygusu, sağlıklı bir kişilik gelişiminin temel taşlarından biridir [11]. Özellikle göç ve kentleşmenin hızlandığı günümüzde, kök kültüre bağlılığı pekiştiren bu tür deneyimler; çocukların kimlik krizlerine karşı bir tampon işlevi görebilmektedir. Springer dergisinde 2025 yılında yayımlanan güncel bir araştırma, geleneksel oyunların kültürel kimliği şekillendirme ve topluluk bağını güçlendirmedeki rolünü deneysel olarak ortaya koymuştur [25]. Aksoy'un (2014) Sarıkeçili Yörükleri üzerine yürüttüğü alan araştırması da bu bulguyu
desteklemektedir. Yörük çocuk oyunları yalnızca eğlence aracı değil kültürel birikimin
tanındığı, denendiği ve benimsendiği bir iletişim ortamıdır [10].
Davranışsal Kazanımlar
İnce Motor Becerisi ve El Göz Koordinasyonu
Aşık kemiğini tutmak, döndürmek, belirli bir güçle ve açıyla atmak. Tüm bunlar ince motor
becerilerin yoğun biçimde kullanılmasını gerektirir. Kurşun dökülmüş bir aşığı kontrollü
biçimde atmak ise bilekten gelen hassas bir kuvvet ayarlamasını talep eder. İnce motor
becerilerin gelişimi, okul öncesi dönemde kalem tutmayı, makas kullanmayı ve sonraki
yıllarda müzik aleti çalmayı, tasarım çizmeyi kapsar. Bu becerilerin erken ve yoğun biçimde
çalıştırılması, nöroplastisite döneminde kritik sinaptik bağlantıların güçlenmesine zemin
hazırlar [26]. El göz koordinasyonunda ise hedef mesafe hesabı ile kassal kontrolün eş zamanlılığı, serebellum (Küçük beyin) ve bazal ganglionların koordineli çalışmasını gerektirir. Bu koordinasyonun oyun içinde tekrar tekrar prova edilmesi, motor öğrenmenin en etkili biçimini oluşturmaktadır [27]. Başarılı bir atış için gözün hedefi algılaması, beynin hareket planlaması ve elin bu planı uygulaması gerekmektedir. Bu sürecin tekrarlanması, el-göz koordinasyonunu kalıcı biçimde geliştirmektedir.
Sıralama, Organizasyon ve Stratejik Planlama
"Atış sırasına göre ilk oyuncu..." ifadesi, aşık oyunlarının her varyantında sıranın titizlikle
takip edildiğini göstermektedir. Sıra yönetimi, sosyal organizasyonun en temel ve en erken
kazanılan biçimlerinden biridir. Taladı oyununda oyuncu yalnızca sırasını beklemekle
kalmaz, sırası geldiğinde ne yapacağını, hangi açıyla atacağını ve başarılı olursa neler
kazanacağını önceden planlar. Bu ileri görüşlü planlama, prefrontal korteksin gelişimiyle
doğrudan ilişkilidir [16]. Stratejik boyutta ise çocuk, hangi aşığı hedefleyeceğini, ne kadar kuvvet uygulayacağını ve risk alıp almayacağını önceden hesaplamaktadır. Bu süreç, soyut düşünme ve problem çözme becerilerini doğal bir bağlamda geliştirmektedir.
Sosyal Davranış Kalıpları ve Grup Dinamiği
Aşık oyunları toplu olarak oynanır. Birlikte oturmak, konuşmak, anlaşmak, tartışmak ve
uzlaşmak. Bunların hepsi birer sosyal beceri denemesidir. Bandura'nın (1977) sosyal öğrenme
kuramı çerçevesinde, yaşça küçük çocuklar büyükleri izleyerek oyunu öğrenir. Bu süreçte
yalnızca atış tekniğini değil sosyal normları da içselleştirir [7]. Oyun ortamında kazanma ve kaybetme, rekabet ve işbirliği, bireysel başarı ve grup sorumluluğu bir arada bulunmaktadır. Bu karmaşık sosyal dinamik, çocuğun gerçek yaşamdaki ilişkilerini yönetmek için ihtiyaç duyacağı becerilerin erken bir provası niteliğindedir.
Beyinde Ne Olur?
Aşık oyunlarının neden bu denli etkili bir öğrenme aracı olduğunu anlamak için beyin
düzeyine inmek gerekmektedir. Modern nörogörüntüleme araştırmaları, başarı beklentisinin
dopamin sistemini aktive ettiğini ortaya koymuştur. Aşık atmadan hemen önce, "Acaba taladı
gelecek mi?" sorusuyla birlikte çocuğun beyninde dopaminerjik bir beklenti yükselir. Bu
beklenti, odaklanmayı ve motivasyonu artırır [8]. Kazanma anında ödül sistemi (Nucleus
accumbens) aktive olur. Bu his, çocuğu tekrar oynamaya motive eder. Kaybetme anında ise
anterior singulat korteks devreye girer ve hatadan öğrenme süreci başlar. Bu döngü (Beklenti, eylem, sonuç, değerlendirme, yeniden deneme) psikologların "Öğrenme döngüsü" olarak tanımladığı en temel bilişsel yapıdır. Üstelik aşık oyunları bu döngüyü dijital oyunlardan çok daha sağlıklı bir biçimde işletir. Çünkü burada fiziksel hareket, sosyal etkileşim, somut nesnelerle temas ve gerçek dünya belirsizliği bir arada bulunmaktadır. Yapay zeka algoritmaları tarafından optimize edilmiş ödül döngüleri yerine gerçekliğin tüm karmaşıklığını içeren bu yapı, beynin daha bütünleşik ve daha dayanıklı öğrenme ağları kurmasını sağlamaktadır. Amerikan Pediatri Akademisi'nin (2018) raporunda da vurgulandığı üzere, oyun sırasında beyin nörotransmitterlerinin (Dopamin ve serotonin dahil) salgılanması, çocuğun odaklanma kapasitesini ve öğrenme motivasyonunu doğrudan desteklemektedir [3].
Dijital Çağda Geleneksel Oyunun Yeri
"Çocuğa tablet al, oyun oynasın" anlayışı son yirmi yılda ebeveynlik pratiklerinde belirleyici
bir yer edinmiştir. Oysa gelişim araştırmaları bu yaklaşımın ciddi sınırlılıklarına dikkat
çekmektedir. Christakis ve arkadaşlarının (2004) araştırması, erken dönem televizyon ve
ekran maruziyetinin sonraki yıllarda dikkat sorunlarıyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur
[28]. Pasif alıcı konumundaki çocuk, ince motor becerisini, uzaysal düşünmeyi ve sosyal
müzakereyi bizzat deneyimleyememektedir. Aşık oyunları ise çocuğu edilgen alıcı değil etkin yapıcı konumuna yerleştirir. Her atış, her sonuç değerlendirmesi, her anlaşmazlık çözümü, çocuğun kendi elleriyle, kendi kararlarıyla inşa ettiği bir öğrenmedir. Gray'in (2013) kapsamlı çalışması, serbest ve yapılandırılmamış oyunun çocukları daha mutlu, daha özgüvenli ve daha iyi öğrenenler haline getirdiğini, oyun saatlerinin azaltılmasının akademik başarıyı artırmadığını, aksine uzun vadede düşürdüğünü ortaya koymuştur [29].
Aşağıdaki tablo, geleneksel aşık oyunlarının dijital oyunlarla karşılaştırmalı gelişimsel
profilini özetlemektedir:
Gelişimsel Alan Aşık Oyunları Dijital Oyunlar
İnce Motor Becerisi Doğrudan, yoğun gelişim Sınırlı (yalnızca
dokunmatik/tıklama)
Uzaysal Düşünme Gerçek.3B nesnelerle aktif gelişim Ekran düzleminde sınırlı
Sosyal Etkileşim Yüz yüze, gerçek zamanlı Çoğunlukla dolaylı veya yok
Duygu Düzenleme Gerçek hayal kırıklığı deneyimi Yapay/kontrollü ortam
Kültürel Kimlik Güçlü kuşaklar arası bağ Genellikle kültür-nötr
Dikkat Süresi Uzun, amaçlı dikkat Kısa, parçalı dikkat
Dopamin Döngüsü Sağlıklı, gerçekçi beklenti Aşırı uyarılmış, bağımlılık riski
Gelişimsel Kazanımlarla İlgili Genel Bir Değerlendirme
Aşık oyunlarının sunduğu gelişimsel kazanımlar, üç temel kategoride özetlenebilir. Ancak bu
kategoriler arasında keskin sınırlar yoktur. Çocuk bir aşık atar, gözü kemikle zemin arasındaki mesafeyi hesaplar (görsel-uzaysal yetenek), bileği döndürür (ince motor), kuralı hatırlar (çalışma belleği), sonucu değerlendirir (yorumlama-yargılama) ve kazanıp kazanmadığını anlar (duygusal düzenleme). Bunların hepsi bir saniyenin içinde gerçekleşir. İşte bu eş zamanlılık, aşık oyununu olağanüstü bir gelişim aracına dönüştüren şeydir.
Gelişim Alanı Oyundaki Karşılığı Kazanılan Yeti İlgili Kaynak
Uzaysal Düşünme Kemiğin 4 yüzünü ayırt etme, Zihinsel döndürme, Shepard & Metzler,
atış yörüngesi hesaplama 3B algı 1971; Uttal et al., 2013
Çalışma Belleği Oyun sırasını, kazanılan aşıkları, Kısa süreli hafıza, Baddeley & Hitch, 1974;
kuralları akılda tutma görsel hafıza Diamond, 2013
Yürütücü İşlevler Sıra bekleme, strateji Planlama, inhibisyon, Diamond, 2013; Miyake
geliştirme, kural uygulama bilişsel esneklik et al., 2000
İnce Motor Aşığı parmakla kavrama, El-göz koordinasyonu, Nörobiyoloji literatürü
hedefe fırlatma hassas hareket
Dikkat Atış anında kilitlenme, Seçici, sürdürülebilir Posner & Petersen, 1990
rakibi izleme bölünmüş dikkat
Duygu Düzenleme Kaybetme, sıra bekleme, Hayal kırıklığı toleransı, Gross, 2002; LaFreniere,
ceza kabul etme dayanıklılık 2013
Ahlaki Gelişim Kural uygulama, hakkını Empati, dürüstlük, Piaget, 1932
savunma, adalet sorumluluk
Kültürel Kimlik Yerel terminoloji, Aidiyet, kimlik Erikson, 1968; Aksoy,
kuşaklar arası oyun bütünlüğü 2014
Sosyal Beceriler Grup içi iletişim, İşbirliği, liderlik, sosyal Bandura, 1977; Yatmaz
müzakere, uzlaşı normlar et al., 2021
Mirası Geleceğe Taşımak
Anamur ve Bozyazı'nın geleneksel aşık kemiği oyunları (Zıt, Taladı ve Süttü) yüzeysel
bakışta sıradan bir köy eğlencesi gibi görünebilir. Oysa bu yazıda incelediğimiz
gibi bu oyunlar bir çocuğun beyin gelişimini, duygusal olgunluğunu ve sosyal becerilerini
aynı anda işe koşan bütünleşik gelişim sistemleridir.
Gelişim psikolojisi ve nörobilim literatürü, bu oyunların sunduğu kazanımları açık biçimde
desteklemektedir. Uzaysal düşünme ve zihinsel döndürme kapasitesi, çalışma belleği ve
görsel hafıza, yürütücü işlevler, ince motor becerisi ve el göz koordinasyonu, duygu
düzenleme ve hayal kırıklığı toleransı, adalet duygusu ve empati, kültürel kimlik ve kuşaklar
arası bağlanma, sosyal davranış kalıpları ve grup dinamiği. Bu tablo, aşık oyunlarının
gelişimsel açıdan ne denli kapsamlı bir potansiyel barındırdığını açıkça ortaya koymaktadır.
Dijital ekranların çocukların dikkatini giderek daha kısa sürelerle meşgul ettiği, ince motor
becerilerin ve uzaysal düşünmenin zayıfladığı, kuşaklar arası bağların koptuğu günümüzde,
aşık oyunları bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır: Çocuk gelişimi için en güçlü
araçlardan biri, teknoloji değil hareket, etkileşim, düşünme ve kültürün birleştiği nitelikli
oyundur.
Aşık oyunları özellikle ilkokul öncesi ve ilkokul düzeyinde oyun temelli
öğrenme etkinlikleri içine dahil edilebilir. Kemiğin kendisi kullanılmasa bile Süttü'deki
çubuk varyasyonu gibi uyarlamalar, modern eğitim ortamlarında rahatlıkla uygulanabilir.
Müfredatta yer alan uzaysal düşünme, dikkat ve sosyal beceri hedefleriyle doğrudan
ilişkilendirilebilir.
Büyükbabalar ve büyükanneler bu oyunları torunlarıyla paylaşabilir. Bu paylaşım, yalnızca bir oyun değil nesiller arası bir köprü, kültürel bellek aktarımı ve derin bir
bağlanma deneyimidir. Çocuğunuz belki o gün taladı atmayı öğrenmez ama büyüğünün
yanında hissettiği güvenli aidiyet duygusu, onun için en değerli gelişimsel kazanımdır.
Anamur ve Bozyazı belediyeleri, bu oyunları yaşatmaya yönelik çocuk atölyeleri ve kültür belgelemesi projeleri hayata geçirebilir. Oyunun yaşaması için oynayan nesil gerekmektedir. Bu nedenle canlandırma çalışmaları gelecek kuşaklara yapılan en değerli kültürel yatırımdır.
Bir avuç aşık kemiği, yüzyılların bilgeliğini içinde taşımaktadır. Toroslar'ın bu kadim
oyunları, yalnızca korunmayı değil yeniden keşfedilmeyi, anlaşılmayı ve çocuklarla
buluşturulmayı hak etmektedir.
Kaynakça
Aksoy, H. (2014). Çocuk oyunlarının işlevleri: Sarıkeçili Yörük çocuk oyunları. Millî
Folklor, 26(101), 265-278.
Baddeley, A. D., & Hitch, G. (1974). Working memory. G. H. Bower (Ed.), The psychology
of learning and motivation (Cilt 8, ss. 47-89) içinde. Academic Press.
Bandura, A. (1977). Social learning theory. Prentice Hall.
Bronfenbrenner, U. (1979). The ecology of human development. Harvard University Press.
Christakis, D. A., Zimmerman, F. J., DiGiuseppe, D. L., & McCarty, C. A. (2004). Early
television exposure and subsequent attentional problems in children. Pediatrics, 113(4), 708-
713.
Council on Communications and Media. (2018). The power of play: A pediatric role in
enhancing development in young children. Pediatrics, 142(3), e20182058.
Diamond, A. (2013). Executive functions. Annual Review of Psychology, 64, 135-168.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. Norton.
Gray, P. (2013). Free to learn: Why unleashing the instinct to play will make our children
happier, more self-reliant, and better students for life. Basic Books.
Gross, J. J. (2002). Emotion regulation: Affective, cognitive, and social consequences.
Psychophysiology, 39, 281-291.
Kaya, G. (2011). Türk dünyasında aşık oyunları. [Anamur ve Bozyazı Çocuk Oyunları,
Birinci Bölüm, ss. 57-59]
Koerper, H. C. (1996). Astragalus bones: Artifacts or ecofacts. Pacific Coast Archaeological
Society Quarterly, 35(2-3).
LaFreniere, P. (2013). Children's play as a context for managing physiological arousal and
learning emotion regulation. Psihologijske teme, 22(2), 183-204.
Luo, L., & Bhatt, D. (2012). Development of motor skills and the nervous system. Annual
Review of Neuroscience, 35, 319-345.
Miyake, A., Friedman, N. P., Emerson, M. J., Witzki, A. H., Howerter, A., & Wager, T. D.
(2000). The unity and diversity of executive functions and their contributions to complex
'frontal lobe' tasks. Cognitive Psychology, 41(1), 49-100.
Newcombe, N. S. (2017). Harnessing spatial thinking to support STEM learning. OECD
Education Working Papers, No. 161.
Piaget, J. (1932). The moral judgment of the child. Free Press.
Piaget, J. (1962). Play, dreams and imitation in childhood. Norton.
Posner, M. I., & Petersen, S. E. (1990). The attention system of the human brain. Annual
Review of Neuroscience, 13, 25-42.
Role of Traditional Games in Shaping Cultural Identity and Strengthening Community
Cohesion. (2025). Human Arenas. Springer. https://doi.org/10.1007/s42087-025-00534-6
Schultz, W. (1998). Predictive reward signal of dopamine neurons. Journal of
Neurophysiology, 80(1), 1-27.
Shaheen, S. (2014). How child's play impacts executive function-related behaviors. Applied
Neuropsychology: Child, 3(3), 182-187.
Shepard, R. N., & Metzler, J. (1971). Mental rotation of three-dimensional objects. Science,
171(3972), 701-703.
Thompson, R. A. (1994). Emotion regulation: A theme in search of definition. Monographs
of the Society for Research in Child Development, 59(2-3), 25-52.
Uttal, D. H., Meadow, N. G., Tipton, E., Hand, L. L., Alden, A. R., Warren, C., &
Newcombe, N. S. (2013). The malleability of spatial skills: A meta-analysis of training
studies. Psychological Bulletin, 139(2), 352-402.
Vygotsky, L. S. (1978). Mind in society: The development of higher psychological processes.
Harvard University Press.
Vygotsky, L. S. (1934/1986). Thought and language (Çev. A. Kozulin). MIT Press.
Yatmaz, A. K., Gökçe, N., Çok, Y., & Erdoğan, B. M. (2021). Geleneksel oyunların 3-6 yaş
çocukların sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki etkisi. Eğitim ve Yeni Yaklaşımlar Dergisi,
4(2). https://dergipark.org.tr/en/pub/jena/article/895835
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder