11 Kasım 2012 Pazar

Evlilik Öncesi Cinsel İlişki‏

Bir Haberin Düşündürdükleri...

Merhaba;

Bu ve benzeri haberlere aşırı tepkiler veren üniversite eğitimi almış ve almakta olan genç arkadaşlarımı bilgilendirmek için bu yazıyı yazmak zorunda hissettim.
Hergün evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamış profillerle görüşmelerim oluyor.Eğitimli ya da eğitimsiz farketmiyor karşılaştığım vak'aların mağduru her zaman kadın.
Olaya verdiğiniz tepkiler inançlı kesimde dini değerler,inancı geri plana atmış kesimde insan hakları ile besleniyor.Aslında her ikisi de aynı noktadan beslense de söylemler farklı olduğu için pratiği de farklı oluyor.Dikkat çekmek istediğim nokta şu: inanca yakın ya da uzak olsanızda bu ve benzeri travmatik olaylara aşırı tepkiler sağlıksızdır.Unutmayın ki aşırılıkların her zaman götürdüğü nokta tepki gösterdiğiniz,isyan ettiğiniz yanlıştır.Lanet eden,beddua eden tavırlarınız hoşgörü,insaf gibi kavramları yönetmekte kendi elinizi,kolunuzu bağlamanıza sebep olur ve bu konularla ilgili kapalılığınız bilgi noksanlığınızla birleşir.Zamanla hem katı tutumunuz hem de bilgi noksanlığınız benzer olaylarla bir şekilde karşılaştığınızda (ki bu genellikle kendiniz,arkadaşınız,aile çevreniz olabilir) stresinizi yönetemezsiniz ve lanet ettiğiniz,beddua ettiğiniz olayın aynını ya da benzerini gerçekleştirirsiniz.Neden?Çünkü insan panik anında her zaman kendini düşünür.
Sizlerden ısrarla ricam; lütfen ama lütfen cinsellik konusunda ciddi anlamda kaynak taraması ve doktorlara danışma mekanizmasını işletiniz.Bunu sadece evlilik öncesi cinsellik için tavsiye etmiyorum; evlendiğinizde ve çocuklarınız olduğunda ergenlik dönemlerinde bilgilerinin olması çok önemli bu konuda.Cinsellik önce akılda başlar, cinsellikle ilgili teorik bilgisi olan insan nasıl hareket edeceğini bilir çünkü bilgisizliğin getirdiği bir açlık yoktur.Bilgi yoksunluğu aklı devre dışı bıraktığı için güdüler ön planda olur ve bugün karşılaştığığımız birçok vak'a da güdülenmenin eseridir.
Bilgi cahil insanlar için korkutucudur.Bilmekten korkmayın lütfen.Bilgi hayat boyunca sizi koruyacak zırhların en hayati noktası hatta kalbidir.Zihninizi bilgiyle beslemeyi kestiğinizde ya da azalttığınızda benliğinize,özgüveninize,hayatınıza haksızlığa başladığınızı bilmenizi isterim.
Evlilik öncesi cinsel ilişkiye gelirsek eğer; bu tür deneyimlerin mağdurlarının neredeyse hepsinin kadınlar olduğunu görüyorum.Bu deneyimlerin getirdiği özgüven kaybı  "güven","aile","bekaret","din","masumiyet","ilk deneyim","eş olmak" vb. kavramlara dayanmaktadır.Aklın geri planda bırakıldığı bu deneyimlerde kontrol neredeyse imksansız hale gelmektedir.Sebebi ise "kontrol" kavramının irade yani akılla bağdaşması.Genç kızların çok önemli,hayati olan bu konudaki kabullenişleri neden?Duygusallıklarından daha doğrusu kalplerinin peşinden gitmelerinden.Oysa klinik görüşmeler yaptığım birçok genç kıza verdiğim bilgiler arasındadır "Hayatınızla ilgili önemli kararları mantığınızın yolunu izleyerek alın." demek.
Son olarak kendi görüşmelerimde mutlaka kullandığım bana ait bir tanımla daha doğrusu benzetmeyle yazımı noktalayayım: "Akıl bir evin eşyalar gibidir; masasıdır,koltuğudur,duvardır,penceresidir.Duygu nedir biliyor musunuz? Duygu evinizin havalanması için açtığınız pencereden giren rüzgar gibidir.Yeri geldiğinde meltem olur yeri geldiğinde poyraz,fırtına.Siz mantığınızı kullandığınız sürece duygularınızı kontrol edebilirsiniz."
Unutmayın; mantığın özü bilgidir.
Not: Bu yazı evlilik öncesi cinselliği bizzat yaşayan veya ailesinde yaşayanlarla deneyimlemiş ve psikolojik sorunlar yaşayan,yaşayabilen genç kızlarımız için yazılmıştır.Cinsellik konusunda bu vb. psikolojik sorunlar yaşamayan,hayatın doğal akışı olarak kabul eden genç kızlarımıza herhangi bir eleştiri,dışlama,baskı amacı taşımamaktadır.
Uzman Psikolog Mustafa Said MERT

6 Haziran 2012 Çarşamba

Dikkat Karne Var!‏



 Karne haftasına gelmişken veliler ve öğrenciler için bilgilendirme amaçlı bir yazı yazmazsam olmaz düşüncesiyle sizlere birkaç küçük hatırlatma yapmak istiyorum.Malumunuz üniversite sınavında sıfır puan alan öğrenci sayısı her yıl artmakta.Bu çocuklar bizim kardeşimiz,akrabamız,komşumuz veya sokaktaki herhangi biri.Mevcut eğitim sistemiyle ilgili birçok sorunu dile getiren biz büyükler acaba ailemiz ve çocuğumuz konusunda gerekli gözlemleri yapabiliyor muyuz?

Her yıl karne dönemlerinde karşılaştığımız evden kaçma ve intihar haberleri sistemden çok aile içi ilişkiler ve ebeveynlerin çocuğa yönelimiyle ilişkili.Özellikle ilkokul ve ortaokul yaşlarında ki öğrenciler mantık silsilesini işlemede güçlük çektikleri için ailelerinin kendilerine verdikleri değeri karne ile eşdeğer görmektedirler.Poliklinikte yaptığımız birçok görüşmede anne ve babanın gözüne girmek için derslerin çok önemli olduğunu dile getiren öğrencilere bu durumun esasında kendi varlığıyla,kişiliğiyle ilgili olduğunu, notların sadece değerlendirme olduğunu açıklıyoruz ama ne yazık ki haberlerden ve bilimsel çalışmalardan edindiğimiz bilgiler ve veriler ebeveynlerin tepkilerinin "hala" karne tepkilerini çocuğunun "değeri" ile ilişkilendirdiği yönünde.Cuma günü karnesini alacak birçok öğrenci anne ve babasının vereceği tepkiden çekindiği için öncelikle ebeveynlere sesleniyorum; lütfen sevgili anne babalar, o çocuk sizin evladınız olduğu için değerli.Aldığı karne karakterini değil iş disiplinini yansıtıyor.Karnede gördüğünüz düşük notların eleştirisini yapmadan önce yüksek notların hakkını nasıl vereceğinizi düşünün.Karne akşamında evin herhangi bir odasında çocuğunuza vereceğiniz nasihat,atılacak nutuklar veya duygusal,fiziksel tepkiler sizin kaygılarınızla ilgili patlamalar olabilir ama karşınızda daha çocuk olan,ergenlik döneminde olan hassas bir varlık bulunduğunu unutmayın.Sizin bugün ki tepki verme hakkınız onun ruhunda yıllar sonra iyileşmemiş yaraların tepki hakkı olarak size geri dönebilir.Sevgili anne babalar; çocuğunuzun karnesi ne kadar kötü olursa olsun ona karne notlarına göre değer vermediğinizi açık ve net bir şekilde aktarın lütfen.Çocuğunuzun bu dönem ki ders performansında acaba anne ya da baba olarak eksikleriniz oldu mu?Hepimiz biliyoruz ki çocuk yetiştirmek sadece yemek,okula göndermek,kıyafet almak değil.Kişilik gelişiminde en baskın yön aile tutum ve davranışlarıdır.Çocuğunuzun karne döneminde hırçınlaşmasına ya da içine kapanmasına engel olmak için iyi notlarını takdir edin.Düşük notlarıyla ilgili konuşurken nasıl yükseltebileceği konusunda onun da fikrini alarak bir program hazırlayın.Bu program karşılıklı anlaşma ile olsun.Geride bıraktığınız okul yılında acaba sizler çocuğunuz için huzurlu bir ev ortamı hazırlayabildiniz mi? İş stresi,maddi borçlar derken aile içi iletişiminiz aksadı mı yoksa her akşam çocuklarınızla sohbet etme zamanına dikkat ettiniz mi? Çocuğunuzun okuluna aydan aya uğrayarak öğretmenleri ile fikir alışverişi yaptınız mı? Çocuğunuzun okulda veya arkadaş ortamında yaşadığı sorunlara yardımcı olmaya çalıştınız mı? En önemli soru belki de şu; ebeveyn olarak çocuğunuza hükmeden mi oldunuz yoksa onunla birlikte yürüyen mi?Beğenmediğiniz notlardan dolayı hakaretlere,küfüre,fiziki şiddete kesinlikle hayır.Geride kalan bir yılı değerlendirirken çocuğunuzun olumsuz notlarına "Bak bu notların kötü olabilir ama şunu biliyorum ki sen artık ne yapmaman gerektiğini çok iyi öğrendin" gibi çocuğunuzu şaşırtan ve dikkatini çeken cümlelerle yaklaşın. Karne haftasından hemen sonra ders çalışmaya başlanması yaz tatilinin verimsiz geçirilmesine neden olur.Sizlere tavsiyem birkaç haftalık tatil döneminden sonra yaz dönemi kitap okumaları,kursları ile çocuğunuzun eğitimden kopmadan kendini geliştirmesinin yolunu açmanız yönünde.Elbette ki yaşına uygun spor ve sanat eğitimlerini ısrarla tavsiye ediyorum.Bulunduğunuz il ve ilçelerde bulunan belediye,halk eğitim merkezleri,vakıflar,dernekler başta olmak üzere özel kurslara mutlaka yöneliniz.

 Lütfen unutmayın; çocuklarımız bizim geleceğimiz.Bugün ekeceğimiz tohumlar ne olursa yarın yiyeceğimiz meyveler de o tohumlardan gelecek.Sizlerin şefkatli,sabırlı yaklaşımınız çocuklarınızın kendisiyle barışık,özgüven sahibi ve yaşama sevinci dolu bireyler olmasını sağlayacaktır.Kriz haftası olarak görülen bu karne haftasını gelin hep birlikte fırsatlar haftasına çevirelim ve evlatlarımıza ne kadar inandığımızı,onları notlarına göre sevmediğimizi söyleyelim. Ne mutlu herşeye rağmen evlatlarına sarılan anne babalara; karne günü her nota rağmen evlatlarına sarılabilen anne babalardan olmanızı dileyerek yazımı bitiriyorum.

Her türlü soru, sorun ve görüşleriniz için : mustafasaidmert@hotmail.com




13 Mayıs 2012 Pazar

Aile Nerede Başlar Nerede Biter


Yazılarımdan bir tanesi...


İffet 21 yaşında,iki yıllık evli.Eşi taksi şoförü ve bir yaşında erkek çocukları var.Evlilik öncesi lise yıllarında başlayan flört döneminde yaşadıkları duygusal yoğunluk ve aynı kültürün insanı olmaları,ailelerinin bir süre sonra ilişkilerinden haberdar olmaları ve eğitim,kariyer gibi kaygılarının olmaması sebeplerinden dolayı önce nişan sonra askerlik ve sonunda evlilikle biten bir ilişki onların ki.Farkındaysanız 'biten bir ilişki' yazdım,evet gerçekten dillerinden dökülen cümle bu.Evliliğin umdukları gibi olmadığını,sevgi ve saygının çok önemli olduğunu,ekonominin olmazsa olmazlardan biri olduğunu kendi ifadeleriyle 'cicim ayları' bittikten sonra daha iyi anlamışlar.Karşımda lise mezunu iki genç var,kucaklarında bir çocuk.Kadın işsiz,erkek şoför ve sorunları geçimsizlik,geçinememek.Daha yolun başındalar diyor birçok insanımız bu durumdaki evliliklere.Büyüklerimiz böyle diyor madem ikinci ailemize geçelim o halde;

Feriha 33 yaşında,öğretmen.Altı yıllık evli,eşi müteahhit,bir çocukları var dört yaşında bir kız çocuğu.Üniversite yıllarında başlayan ilişkileri Feriha'nın gelin olarak eşinin memleketine gelmesi ile sonlanmış.Farkındaysanız bu ilişkide de 'sonlanmış' ifadesini kullandım.Masum bir kelime belki ama süreçle ilgisinden çok Feriha'nın ifadesiyle "Aslında bizim ilişkimiz o zaman sonlanmış' şeklinde duygu yüklü,dolu gözlerle aktarılan bir durum.Sevgi ve saygının çok gerilerde kaldığını söylüyor Feriha. "Her zaman ekonomik açıdan tutumlu olan ben eşimi kaybettiğimin yeni farkına vardım" diyor.Evlilikleri şu anda iki çalışan eğitimli insanın fikir ayrılıklarıyla ifade edilen durumda.Karşımdaki kadın nefes almakta güçlük çeken bir insanın tıkanmalarını yaşıyor sanki;boğuluyor,su istiyor.Bu evli bir kadın.Eşinden tek istediği sevgisini belli eden ilgisi.Hukuk bu çiftin evliliklerine "Fikir ayrılığı" olarak bakıyor.Hukuk böyle diyor madem üçüncü ailemize geçelim o halde;

Hürrem 48 yaşında,eşi genel müdür.30 yıllık evli ve üç çocuğu var.Yorucu ve yıpratıcı geçen iş yaşamı boyunca eşi, çocukları ve kendisi için yememiş yedirmiş,içmemiş içirmiş,giymemiş giydirmiş.Çocukları ve eşinin mesafeli olmasından dolayı üzgün,kırgın.Eşinin çok hassas bir insan olduğunu ayrıntı da anlıyoruz aslında; dönem dönem yaşanan işsizlik,eşinin çalışmaması,eşinin bir yandan abisine,babasına yardım etmeye çalışırken bir yandan ailesiyle ilgilenmeye çalışması iki arada bir derede bırakmış onu.Eşi sürekli sabır istemiş çocuklarından ve kendisinden,rahat edeceği günlerin geleceğini biliyormuş çünkü.Ama bu kadar sorumluluk sahibi,ince düşünen,ailesi için çırpınan bir insanın farkedemediği "zaman" kavramı olmuş.Sabretmesini istediği çocukları büyümüş,üniversite kazanmış.Hürrem artık sinirleri yıprandığı için yorgun ve yaşı ilerlemiş.Eşi geriye dönüp baktığında o günleri yaşamak için hiçbirşey yapamayacağını anlamış.Ne kadar duyarlı olunsa da zamanında yaşanmayınca olmuyor işte.Eşiyle şu anda geçimsiz,mutlu olacaklarını umdukları emeklilik günlerine yaklaşırken geçmişte istenmeden yaşatılan yalnızlıkların,ilgisizliklerin kurbanı olan bir ilişki.Ve doğal olarak bütün aileyi etkileyen bir ilişki.

Yukarıdaki üç isim popüler dizilerden alınmıştır,demografik bilgiler birebir gerçek değildir ancak yaşanan olaylar ve benzeri durumlarla neredeyse hergün karşılaşmaktayız.

Şimdi bir kağıt kalem alın lütfen elinize ve üç farklı ailenin hikayesinde olumlu ve olumsuz bulduğunuz yönleri kağıdı boydan veya enine bölerek sağlı sollu yazın.Lütfen olumlu ve olumsuz yönleri belirlerken okuduğunuz cümlenin aklınıza getirdiği ilk üç kavramı kullanmaya özen gösterin.Daha sonra kağıdınızı çevirin ve olumlu yönlerin arkasına kendi olumlu yönlerinizi,olumsuz bulduğunuz yönlerin arkasına kendi olumsuz yönlerinizi yazın.Mümkünse eşinizi  karşınıza oturtun ve önce kendiniz üç aileye ve kendinize ait olan olumlu yönleri yüksek sesle okuyun.Daha sonra üç aileye ve size ait olan olumsuz yönleri eşiniz yüksek sesle okusun.Acele etmeden,sakin bir şekilde.Evliliğin ilk yılları sizin yüksek selse okuduğunuz olumlu yönler gibidir,zamanınız vardır,keyifle geçer ve ters giden birşeyler varsa ertelenir,üstünde durulmaz.Evlilikte saygı ve sevginin olumsuz etkilenmeye başladığı dönemler ise eşinizin yüksek sesle okuduğu olumsuz yönler gibidir,sıkıcı,boğucu ve bir an önce bitse de gitsem dedirten dönemler.Evliliğinizle ilgili küçük bir etüt çalışması aslında bu.Bunun ayrıntısında aklınızda kalan kavramların günlük yaşama bakış açınızın ne yönde olduğunun fotoğrafı net bir şekilde görülür.

Bir üst paragrafı evli olmayan birisi okuduysa eğer mutlu olacak,'Oh daha zamanım var birşeyleri değiştirmeye' diyecektir.Evliliğinin üzerinden birkaç yıl geçen ailelerde ise zaman ayırma,sabır gösterme,emek verme gibi evliliğin olmazsa olmazı durumları yaşama,yakalama oranımız azaldığı için genellikle bir üst paragrafta ki uygulama canlarını sıkıyor.Aile görüşmelerimizde her iki taraf birşeyler yapmak için derin nefes almaya,ilişkilerine tekrar emek vermeye karar vermişlerse hep birlikte çok güzel gelişmelere imza atabiliyoruz.

Nasıl Yola Çıkarım?
+ Uygulamada ortaya çıkardığınız olumlu/olumsuz yönlerin başına - ve + işaretleri ekleyin,
+ Unutmayın ki - işaretli olumsuz yönleri değiştirmeye karar vermeniz, işareti yarım artıya çevirir,
+ Ama hepimizin bildiği bir gerçek vardır ki bu hayatta yarım yapılan hiçbirşeyin kıymeti yoktur,
+ İşaretinizi + hale getirmeniz için kendinize 45 gün vermenizi tavsiye ediyorum,
+ Bu süre boyunca günlük dilinizden - işaretli yönleri tümüyle çıkarın yanlışlıkla dillendirirseniz özür dilemekten çekinmeyin (Özgüveni arttırır)
+ 45 gün sonunda hiç aksatmadan sergilediğiniz performans siz de birçok - işaretin değiştiğini görmenizi sağlayacak.

Nelerle Karşılaşabilirim?
- Eşinizin haberinin olmaması (Ancak eşinizle böylesi bir sürece başlamaya karar verdiğinizi,kabul ederse bu süreci birlikte yaşamak istediğinizi söylerseniz çok daha rahat olursunuz),
- Pratiğin ikinci haftasında 10. ve 20. günleri arasında sıkılmalar,vazgeçmek için bahanelerin zirve yapması (Ancak bu sürenin geçici olduğunu unutmamanız size nefes aldıracaktır,yarınlar daha güzel olacak düşüncesi),
- İnsan ilişkilerinde üslup değişikliğiniz dikkat çekecek(Ancak kim ne derse desin üslubunuzda ki + işaretlere dikkat),
- İlk 15 gün yaptıklarınızın çok yapay olduğunu,gerçekçi olmadığını hissedeceksiniz (Ancak kabuğunuzu kırana kadar ısrarla devam şart).

Unutmayın;
Yukarıda yaptığımız kişiliğinizin röntgenini çekmenizi sağlar evlilikle ilgili.Bu ve benzeri uygulamaları "Yaşam Röntgeni" adı altında görüşmelerimde elimden geldiğince uygulamaya çalışıyorum.Bu yazıda yer alan yöntem ve tavsiyeler tamamıyla bana aittir ve herhangi bir kaynakta yer almamaktadır.Verilen aile örnekleri birebir gerçek olmamakla beraber gözlemlenen aile yapıları ve karşılaşılan aile sorunları gözetilerek kurgulanmıştır.Hasta mahremiyetinin çiğnenmesi gibi bir durum sözkonusu değildir.

Her türlü paylaşımınız için benimle e-mail yoluyla iletişime geçmekten çekinmeyiniz: mustafasaidmert@hotmail.com

16 Mart 2012 Cuma

Hayatın her döneminde mücadeleye devam! 
İç dünyanızın devrimi için mücadeleye devam!
 Değerlerinizi korumak için mücadeleye devam! 
Adaletsizliğe, yalana, ahlaksızlığa karşı koymak için mücadeleye devam! 

    DİREN Kİ DİRİ OLDUĞUNU BİLESİN! 

25 Şubat 2012 Cumartesi

BOŞANMA SEBEPLERİ ve BOŞANMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER


BOŞANMA SEBEPLERİ
Her kurum gibi evlilik kurumunun da zaman zaman aksayan yönleri olabilmektedir. Bu aksaklıklar giderilemediği taktirdeyse ne yazık ki evlilikler boşanmayla noktalanıyor. Evlilik süreci içerisinde aileye yeni bir birey yani çocuk katıldı ise boşanma süreci daha sancılı oluyor. Evliliğin bitmesine yol açan sebepler çok çeşitli olabilmektedir. En çok görülen sebepler aşağıdaki gibidir:
  1. Ekonomik sorunlar,
  2. Eşlerin sosyo-kültürel yapı farklılıkları,
  3. Cinsel sorunlar,
  4. İletişim bozukluğu,
  5. Eşlerden birinin ihaneti,
  6. Aile içi şiddet,
Yukarıdaki sebepler nedeni ile evliliğinde problem yaşayan bir çiftin anne-baba olarak çocuklarıyla da sağlıklı bir ilişki kurabilmesini bekleyemeyiz. Anne ve baba ayrı ayrı çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilseler de, birlikteyken çocuklarına karşı tutarlı ve dengeli davranışlar sergileyemeyeceklerdir. Evliliği çözüm üretilemeyen, başa çıkılamayan, süregen sorunlarla devam ettirmenin çocuk üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler, bazen boşanmanın kendisinin yaratacağı etkilerden daha fazla ve yıkıcı olabilir.
Boşanmanın sebebi ve şekli, çocukların boşanmadan ne kadar etkileneceğini belirler;
Örneğin, anlaşmazlık (iletişim bozukluğu) nedeniyle biten bir evlilikle, eşlerden birinin ihaneti sonucu biten bir evliliği karşılaştıralım. İlkinde, eşler daha uzlaşmacı ve çocukla ilgili sorunların üstesinden gelmek konusunda daha akılcı davranabilirler. İkinci durumda ise, eşler birbirlerine karşı daha öfkeli ve düşmanca tutumlar sergilerler, durum böyle olunca isteseler de uzlaşmacı olamazlar. İkinci tip boşanmalarda ise çocuklar doğal olarak daha fazla zarar görürler.
BOŞANMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Sizi boşanma kararı almaya iten sebepler ne olursa olsun, boşanma kararınızı kesin olarak vermeden önce, aşağıdaki konuları gözden geçirdiğinizden emin olun;
  1. Yaşadığım sorunların ve mutsuzluğumun sebebi evliliğim, başka sorunları evliliğime atfetmiyorum,
  2. Evliliğimi kurtarmak için elimden gelen herşeyi yaptım,
  3. Bu kararı uzun sürede ve etki altında kalmadan verdim,
  4. Eşim de, ben de ilişkimize yeterince zaman tanıdık,
  5. Çocuğumuz ve ben boşanma olayından etkileneceğiz,
  6. Boşandıktan sonra ortaya çıkabilecek yeni sorunlarla başa çıkabilecek gücüm var,
  7. Yalnızca eşimden boşanıyorum, çocuğumdan değil (özellikle babalar için),
  8. Eşimin de benim de çocuğumuza ihtiyacımız var, çocuğumuzun hem bana hem eşime ihtiyacı var, o yalnız birimize ait değil.
Kararınızı kesin olarak verdiyseniz veya siz istemeseniz de eşiniz kesin olarak sizden boşanmaya karar verdiyse çocuğunuzun boşanma sürecinden olabildiğince az etkilenmesini sağlayabilmek için aşağıdaki maddeleri yerine getirmeye çalışın;
  1. Boşanmanın ne olduğu ve boşanmadan sonra anne, baba ve çocuğun yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı konusunda çocuğu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek gerekir. Boşanma sürecinde, şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni bir evlilik vb. yaşam değişikliklerini erteleyin. Yaşanması zorunlu bazı değişiklikler varsa, bunlara kademeli geçişler yapmaya gayret edin. Çünkü her değişim, olumlu da olsa ekstra çaba gerektirir ve çocuğunuz için hepsine birden uyum sağlamak güç olabilir. Aynı sebeple, boşanma sonrası çocuk eşlerden hangisiyle kalacaksa, o ve çocuk ailenin boşanmadan önce yaşadığı mekanda yaşamaya devam etmelidir.
  2. Eşler, kendi ailelerini de toplayarak (babaanne, hala , dayı vb.) hep birlikte bir toplantı yapmalı ve çocukla ilgili alınan kararlardan herkesin haberi olmalıdır. Böylece herkes çocuk için işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu hatırlatmış olur, çocuğun bu durumdan çok etkilenebileceğinin ve bu konuda herkesten duyarlılık beklendiğinin altı çizilir ve kararlarda herkesin katkısı olduğundan kurallar daha az çiğnenir.
  3. Çocuktan ayrı yaşayacak olan eş, kademeli olarak evden ayrı kalmaya başlamalıdır; bu süreç haftada bir günden 5-6 güne kadar çıkarıldığında çocuk ayrılığa daha kolay adapte olur. Boşanmadan sonra, çocuklar her iki eşle de sürekli ve düzenli olarak görüşmeye devam etmelidir. Siz artık sevgili veya karı-koca olmayabilirsiniz ama onun için halen anne-babasınız. O sizleri beraber tanıdı ve beraber istiyor, bunu anlamaya çalışın ve ayrılığınıza alışması için ona zaman verin. Çocuğunuza anne ve babanın bibirlerinden ayrılmalarının çocuklarından ayrılmaları anlamına gelmediğini anlatın. Hep birlikte sık sık biraraya gelin (Kendinizi,eşinizle bu biraraya gelişleri kimseye açıklamak zorunda hissetmeyin !!!).
  4. Eşler boşanmanın çocukları için olduğu kadar kendileri için de zor olduğunu unutmamalı ve boşanmayı bir son değil, bir başlangıç olarak kabul etmelidirler. Öfke, yalnızlık duygusu, depresyon, kaygı gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir, bunlar doğaldır, gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemek gerekir. Kendilerini ne kadar çabuk toparlarlarsa çocuklarına da o kadar çok yararlı olabilirler. Unutmamak gerekir ki, çocuklar yeni karşılaştıkları her durumun ne denli tehdit edici olup olmadığını anlamak için genellikle yetişkinlerin tepkilerine bakarlar. Sürekli ağlayan bir anne çocuğa durumun kötü olduğu, neşeli ve çabalayan bir anne ise her şeyin yolunda gittiği izlenimini verecektir.
  5. Eşler çocukları kesinlikle birbirlerine karşı kullanmamalıdır; çocuk hiçbir şekilde taraf ve tanık tutulmamalıdır. Yeni düzenlemelerle ilgili kararlar alırken çocuğunuzun onayını alın ama çocuğunuzu karar verme sorumluluğu altında ezmeyin.
  6. Çocuk, boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmayı çevresine karşı bir silah gibi kullanmamalıdır. Her konuda gereksiz tavizler vererek çocuğun boşanmadan alacağı yaralar yalnızca artırılır, azaltılmaz. Her gün çikolata yemesine izin vererek çocuğunuzun boşanma olayından daha az etkilenmesini sağlayamazsınız, sadece çikolataya daha çok alışmasını sağlarsınız.
  7. Çocukla ilgili her konuda eşler birbirleriyle çelişen davranışlarda bulunmamaya gayret göstermeli, ortak bir yol izlenmelidir. Babanın evinde izin verilen bir şeye, annenin evinde yasak konulmamalıdır.
  8. Çocuklar anne-babalarının boşanmasından kendilerini suçlayabilirler. Bu yüzden, boşanma sebebeinin çocukla hiçbir ilgisinin olmadığı, bunun anne ile babanın arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı açıkça anlatılmalıdır.
  9. Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez, buna saygı duymak gerekir. Boþanma sonrası eşlerden biri yeni bir ilişki yaşıyorsa çocuğun bunu boşanmayı kabullenene kadar bilmemesi gerekir.
  10. Boşanma sırasında, çocuklar mahkeme, eşya dağılımı, nafaka gibi konulardan haberdar edilmemelidir.
Anne-babası boşanmış veya boşanma aşamasında olan bir çocukla ilişkisi olan herkes için iki uyarı :
LÜTFEN,
  1. Çocuğun yanında bu konuyu konuşmayın, özellikle de eşlerden birinin tarafını tutan veya kötüleyen sözler sarfetmeyin.
  2. Boşanma olayını çocukla ilişkilendirmeyin ve çocuğa bu anlama gelen sözler sarfetmeyin;
Anne ya da babasının kendisini sevmediği için, çok yaramazlık yaptığı için, başka bir kadınla birlikte olmayı tercih ettiği için vb. terkettiğini asla söylemeyin. Bu boşanan çiftlerin ailelerinin ve hatta kendilerinin de çok düştüğü bir hatadır. Hernekadar bu sözler gerekçelendirilirken “çocuk anne veya babadan soğusun da aramasın” gibi bir iyi niyet öne sürülüyor olsa da, bu ne inandırıcı ne de çok akılcıdır. Bu gibi sözlerle çocuğu teselli etmez, ona ancak “terkedilmişlik duygusu ve/veya suçluluk duygusu” enjekte etmiş oluruz. Böylece çocuk terkedildiğini çünkü sevgiye layık olmadığını, değersiz olduğunu düşünür. Bu gibi sözlerin çocuklarda ne kadar derin ve onarılması zor yaralar açabileceğini düşünebiliyor musunuz ?
Anne-babalar için son uyarı :
Boşanmaya karar vermeden önce, eşinizle birlikte hareket ederek, çocuğunuzun boşanmanızdan olabildiğince az etkilenmeslini sağlamak için tüm önlemleri alsanız da, çocuğunuz bu olaydan çok etkilenebilir. Bazen de çok dikkatsiz davranırsınız ama çocuğunuz fazla etkilenmez. Bunun iki sebebi vardır; birincisi her çocuk her olaydan aynı oranda etkilenmez, ikincisi olayın etkileri eşit olsa bile tepkiler ve tepkinin zamanı farklı olabilir.
Buna ilaveten, boşanma olayı çocukları kuşkusuz etkiliyor, ancak çocuklar olayın kendisinden çok, oluş biçiminden, süreç içerisinde yaşananlardan etkileniyorlar. Çocuklara birşeyi anlatmanın bin çeşit yolu var. Önemli olan çocuğumuz için doğru olan yolu bulabilmek. Bizim çocuğumuz için, bizim koşullarımızda doğru olan bir yol, bir başka çocuk için onun koşullarında doğru olmayabilir. Çocuğunuzu boşanma sürecine hazırlama konusunda profesyonel yardım almaktan çekinmeyin lütfen, bunu utanılacak bir şey olarak görmeyin. Bunu yaparken de olabildiğince erken, boşanma kararı almadan veya hemen sonrasında yapın. Bu arada, boşanma aşamasında çocukları için profesyonel yardım alırken, iletişim sorunlarını çözebildiğini görerek, evliliğini sürdürmeye karar veren çiftlerin sayısının da çok olduğunu hatırlatmak isterim.
Psk.Nezahat BEDİR

Keşfetme Yolculuğu

İnsanın gelişimi, doğumdan itibaren devam eden dinamik bir süreçtir. Bu süreçte bazı dönemler kimlik gelişimi, öğrenme kapasites...