Kemal yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir
delikanlıydı.
Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere
vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı
karsılarına. Tüm korkularına rağmen, Kemal azimliydi.
Emniyet kemerini taktı,
ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan
sonra, nefeslenebileceği bir ...oyuk buldu...
Orada asılı dururken,
gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden
boşalan ip, hızla Kemal´in gözüne çarparak lensinin düşmesine neden
oldu.
Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens yamacın
ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Kemal artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik
içinde Kemal, lensini bulması için Allah´a dua edebilirdi yalnızca...
Ve
içten içe düşünüp dua etmeye başladı.
"Allah´ım! Sen bu anda buradaki tüm
dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi,
benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."
Patikalardan
yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen
yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri
"Aranızda lens kaybeden var
mı?" diye bağırdı.
Kemal´in sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca
taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan
lens diğer grubun dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Kemal lensini nasıl
bulduklarını babasına anlattı. Bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens
taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları
yazdı:
"Allah´ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem
ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa,
senin için taşıyacağım..."
"BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM"
demeyin...
1 Kasım 2011 Salı
22 Ağustos 2011 Pazartesi
Televizyon Tarihimde Bir İlk
Birkaç dakika önce TRT 1'de "Dünyada Ramazan-Bosna Hersek" programında sunucu(Bekir Develi) ezan okudu.Şaşırdım sebebi de doğdum,büyüdüm yaşamaya devam ediyorum ancak ilk defa ekranda bir programın sunucusunun ezan okumasına şahit oldum.Etkiledi mi?Hem de çok...
Srebrenitsa'da ninemle yaşıt üç teyzenin dağ köyünde ki evlerinin bahçesinde iftar zamanı.Ev sahibesinin yüzü o kadar güzel ki...Yetmişinden sonra inşallah herkese o derece güzel,nurlu bir suret nasip eder Rabbim.Gözleri yaşlı,sebebini soran sunucuya "Senin yaşında oğullarım,yeğenlerim vardı hepsini öldürdüler" diyor Boşnakça.Öyle bir katliam ki öldürülenlerin bedeninin her bir parçası ayrı bir şehre gönderiliyor,farklı farklı toplu mezarlara.Programın en ilginç görüntüsüne dikkat çekti sunucu, "Peki bu üç teyze neden yalnız?" diye sordu.Programın akışından dolayı tarladalardır dedim kendimce.El cevap "Elleri bağlanıp kafalarına kurşun sıkılarak öldürülen dedelerimiz."
Bosna Hersek'te yaşananlar zamanında çok küçüktüm ancak o dönemlerle ilgili beni en çok etkileyen yazı Nihat GENÇ ustanın "Nihada"sı (bkz.tabutundan kanlar sızan küçük Nihada) ve bu sahne.Ekranda sıcakkanlı,samimiyeti gözlerinden okunan sunucunun ezan okuması doğru zamanda ve doğru yerde ne kadar etkiliymiş Ya Rabbi!

Nihat Genç adımı Nihada olarak değiştirmek istiyorum. Boşnak bir arkadaş buluyorum. Bundan sonra adım Nihat Genç değil, Nihada Genç diyorum. Mezarın başında tebessüm ediyor. Ağbi, Nihada burada kızlara verilen ad. Küçük bir şaşkınlık yaşıyorum ama vazgeçmiyorum, olsun, adımı Nihada koyacağım, bu küçük kızın adını alacağım. Nihada'nın tabutunu takip ediyorum, önündeki yazıya bakıyorum, yedi yaşında.Tabutu nasıl hafif, sanki içinde kuştüyü var, sanki tabut bomboş, sanki Nihada'nın cesedini bulamamış bir eli bir başı belki yalnız ayaklarını taşıyoruz şimdi..

Srebrenitsa'da ninemle yaşıt üç teyzenin dağ köyünde ki evlerinin bahçesinde iftar zamanı.Ev sahibesinin yüzü o kadar güzel ki...Yetmişinden sonra inşallah herkese o derece güzel,nurlu bir suret nasip eder Rabbim.Gözleri yaşlı,sebebini soran sunucuya "Senin yaşında oğullarım,yeğenlerim vardı hepsini öldürdüler" diyor Boşnakça.Öyle bir katliam ki öldürülenlerin bedeninin her bir parçası ayrı bir şehre gönderiliyor,farklı farklı toplu mezarlara.Programın en ilginç görüntüsüne dikkat çekti sunucu, "Peki bu üç teyze neden yalnız?" diye sordu.Programın akışından dolayı tarladalardır dedim kendimce.El cevap "Elleri bağlanıp kafalarına kurşun sıkılarak öldürülen dedelerimiz."
Bosna Hersek'te yaşananlar zamanında çok küçüktüm ancak o dönemlerle ilgili beni en çok etkileyen yazı Nihat GENÇ ustanın "Nihada"sı (bkz.tabutundan kanlar sızan küçük Nihada) ve bu sahne.Ekranda sıcakkanlı,samimiyeti gözlerinden okunan sunucunun ezan okuması doğru zamanda ve doğru yerde ne kadar etkiliymiş Ya Rabbi!

Nihat Genç adımı Nihada olarak değiştirmek istiyorum. Boşnak bir arkadaş buluyorum. Bundan sonra adım Nihat Genç değil, Nihada Genç diyorum. Mezarın başında tebessüm ediyor. Ağbi, Nihada burada kızlara verilen ad. Küçük bir şaşkınlık yaşıyorum ama vazgeçmiyorum, olsun, adımı Nihada koyacağım, bu küçük kızın adını alacağım. Nihada'nın tabutunu takip ediyorum, önündeki yazıya bakıyorum, yedi yaşında.Tabutu nasıl hafif, sanki içinde kuştüyü var, sanki tabut bomboş, sanki Nihada'nın cesedini bulamamış bir eli bir başı belki yalnız ayaklarını taşıyoruz şimdi..
25 Temmuz 2011 Pazartesi
25 Temmuz 2011 Pazartesi
Biraz önce kapatılan telefon ve yazar Nihat GENÇ ile yapılan telefon görüşmesi.Ne büyük saadet,ne büyük mutluluk...Notumu düştüm tarihime.
23 Mayıs 2011 Pazartesi
Fener'den Büyük Ceylan Var
Nuri Bilge CEYLAN...
Adı ile uyumlu bir karakter; hem büyük hem de küçük.Bilge bir duruşa sahip Ceylan.Yaptığı işlere attığı imzanın büyüklüğü tevazusuyla daha da anlam kazanıyor.Gidilen yol uzundur ve aynı zamanda verilen emekte.1959 yılında doğan Ceylan'ı Türk halkı 2008 yılında aldığı Altın Palmiye Ödülü (Cannes Film Festivali) ile tanıdı.Demokrasiyi hazmetmeye çalışan ülkemiz insanına verdiği mesaj aldığı ödülden çok daha fazla ilgi çekti ve pek beğenilmedi aslında: "Bu ödülü birisine ithaf etmek istiyorum... Yalnız ve güzel ülkem Türkiye’ye..."
52 yıl önce çıktığı hayat yolunda kendini tanımaya çalıştığı yıllar biyografisine bakılırsa okumaya değer notlar bana göre(link).Geçmişini ve bugününü ilgiyle okuduğumuzda ülkemizde büyük bir Çınar'ın yetiştiğini görmemek elde değil.Sessiz,derinden giden bir hayat ve bir o kadar da sağlam temeller üzerine kurulmuş kariyer.Hayat,emek ve sevda üçgeniyle alınan yollar ve yıllar...
Sinema sektörünün direktör koltuğunda oturan bu suskun yıldızın bu yıl etkili bir cümlesini duymadık,okuyamadık.Endüstrileşen sinemanın içinde yeşillenen bu fidanın ne yazık ki endüstrileşen sporun heyecanlı bir gününde onore edilmesi halkımız için önemli bir motivasyon kaybı.Dün akşam futbol süper ligimizin şampiyonu belli oldu ve gecenin coşkusunu arttırması gereken Ceylan'ın ödülü aynı coşkunun içinde eridi,kayboldu,gitti...Acaba federasyonumuz bu büyük ödülün olduğu gecenin yerine bir sonraki günün yani bugünün akşamına,pazartesi gecesine alsaydı şampiyonluk maçını çok şey mi kaybederdi klüplerimiz?Manevi anlamda müthiş bir adım olurdu.Ödül belirsizdi ancak alınamasa bile kalplerde sanatçıya ayrılan yerin bambaşka olduğu gözler önüne serilirdi.
Sözü fazla uzatmayayım; "Şampiyon Fenerbahçe" haykırışları arasında eriyip giden büyük bir ödül alındı dün akşam sedasız ve derinden.Fenerbahçe'nin amatör şubesine ayrılan bütçe kadar harcanmayan filmlerle Avrupa'da başarı elde ediliyorsa varın siz söyleyin bana sinemanın,sinema emekçisinin gücünü.
Not: Kütahya'da yaşanan deprem sonrası bölgeyi ziyaret etmeyen Başbakanımıza miting çalışmalarında başarılar diliyorum.
Mustafa Said MERT
mustafasaidmert@hotmail.com
Adı ile uyumlu bir karakter; hem büyük hem de küçük.Bilge bir duruşa sahip Ceylan.Yaptığı işlere attığı imzanın büyüklüğü tevazusuyla daha da anlam kazanıyor.Gidilen yol uzundur ve aynı zamanda verilen emekte.1959 yılında doğan Ceylan'ı Türk halkı 2008 yılında aldığı Altın Palmiye Ödülü (Cannes Film Festivali) ile tanıdı.Demokrasiyi hazmetmeye çalışan ülkemiz insanına verdiği mesaj aldığı ödülden çok daha fazla ilgi çekti ve pek beğenilmedi aslında: "Bu ödülü birisine ithaf etmek istiyorum... Yalnız ve güzel ülkem Türkiye’ye..."
52 yıl önce çıktığı hayat yolunda kendini tanımaya çalıştığı yıllar biyografisine bakılırsa okumaya değer notlar bana göre(link).Geçmişini ve bugününü ilgiyle okuduğumuzda ülkemizde büyük bir Çınar'ın yetiştiğini görmemek elde değil.Sessiz,derinden giden bir hayat ve bir o kadar da sağlam temeller üzerine kurulmuş kariyer.Hayat,emek ve sevda üçgeniyle alınan yollar ve yıllar...
Sinema sektörünün direktör koltuğunda oturan bu suskun yıldızın bu yıl etkili bir cümlesini duymadık,okuyamadık.Endüstrileşen sinemanın içinde yeşillenen bu fidanın ne yazık ki endüstrileşen sporun heyecanlı bir gününde onore edilmesi halkımız için önemli bir motivasyon kaybı.Dün akşam futbol süper ligimizin şampiyonu belli oldu ve gecenin coşkusunu arttırması gereken Ceylan'ın ödülü aynı coşkunun içinde eridi,kayboldu,gitti...Acaba federasyonumuz bu büyük ödülün olduğu gecenin yerine bir sonraki günün yani bugünün akşamına,pazartesi gecesine alsaydı şampiyonluk maçını çok şey mi kaybederdi klüplerimiz?Manevi anlamda müthiş bir adım olurdu.Ödül belirsizdi ancak alınamasa bile kalplerde sanatçıya ayrılan yerin bambaşka olduğu gözler önüne serilirdi.
Sözü fazla uzatmayayım; "Şampiyon Fenerbahçe" haykırışları arasında eriyip giden büyük bir ödül alındı dün akşam sedasız ve derinden.Fenerbahçe'nin amatör şubesine ayrılan bütçe kadar harcanmayan filmlerle Avrupa'da başarı elde ediliyorsa varın siz söyleyin bana sinemanın,sinema emekçisinin gücünü.
Not: Kütahya'da yaşanan deprem sonrası bölgeyi ziyaret etmeyen Başbakanımıza miting çalışmalarında başarılar diliyorum.
Mustafa Said MERT
mustafasaidmert@hotmail.com
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Keşfetme Yolculuğu
İnsanın gelişimi, doğumdan itibaren devam eden dinamik bir süreçtir. Bu süreçte bazı dönemler kimlik gelişimi, öğrenme kapasites...
-
Avustralya’da, bir spor salonunun camında bir reklam; zayıf ve bronz tenli bir kadın, hemen yanında şu yazıyor: “Bu yaz, denizkızı mı olmak...
-
Karne haftasına gelmişken veliler ve öğrenciler için bilgilendirme amaçlı bir yazı yazmazsam olmaz düşüncesiyle sizlere birkaç küç...
-
Yaşlılar hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Yaşlılar için neler yapıyoruz? 1. Yaşlılık dönemi fiziken ve ruhen kısıtlanmanın başladığı ...