25 Şubat 2012 Cumartesi

BOŞANMA SEBEPLERİ ve BOŞANMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER


BOŞANMA SEBEPLERİ
Her kurum gibi evlilik kurumunun da zaman zaman aksayan yönleri olabilmektedir. Bu aksaklıklar giderilemediği taktirdeyse ne yazık ki evlilikler boşanmayla noktalanıyor. Evlilik süreci içerisinde aileye yeni bir birey yani çocuk katıldı ise boşanma süreci daha sancılı oluyor. Evliliğin bitmesine yol açan sebepler çok çeşitli olabilmektedir. En çok görülen sebepler aşağıdaki gibidir:
  1. Ekonomik sorunlar,
  2. Eşlerin sosyo-kültürel yapı farklılıkları,
  3. Cinsel sorunlar,
  4. İletişim bozukluğu,
  5. Eşlerden birinin ihaneti,
  6. Aile içi şiddet,
Yukarıdaki sebepler nedeni ile evliliğinde problem yaşayan bir çiftin anne-baba olarak çocuklarıyla da sağlıklı bir ilişki kurabilmesini bekleyemeyiz. Anne ve baba ayrı ayrı çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilseler de, birlikteyken çocuklarına karşı tutarlı ve dengeli davranışlar sergileyemeyeceklerdir. Evliliği çözüm üretilemeyen, başa çıkılamayan, süregen sorunlarla devam ettirmenin çocuk üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler, bazen boşanmanın kendisinin yaratacağı etkilerden daha fazla ve yıkıcı olabilir.
Boşanmanın sebebi ve şekli, çocukların boşanmadan ne kadar etkileneceğini belirler;
Örneğin, anlaşmazlık (iletişim bozukluğu) nedeniyle biten bir evlilikle, eşlerden birinin ihaneti sonucu biten bir evliliği karşılaştıralım. İlkinde, eşler daha uzlaşmacı ve çocukla ilgili sorunların üstesinden gelmek konusunda daha akılcı davranabilirler. İkinci durumda ise, eşler birbirlerine karşı daha öfkeli ve düşmanca tutumlar sergilerler, durum böyle olunca isteseler de uzlaşmacı olamazlar. İkinci tip boşanmalarda ise çocuklar doğal olarak daha fazla zarar görürler.
BOŞANMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Sizi boşanma kararı almaya iten sebepler ne olursa olsun, boşanma kararınızı kesin olarak vermeden önce, aşağıdaki konuları gözden geçirdiğinizden emin olun;
  1. Yaşadığım sorunların ve mutsuzluğumun sebebi evliliğim, başka sorunları evliliğime atfetmiyorum,
  2. Evliliğimi kurtarmak için elimden gelen herşeyi yaptım,
  3. Bu kararı uzun sürede ve etki altında kalmadan verdim,
  4. Eşim de, ben de ilişkimize yeterince zaman tanıdık,
  5. Çocuğumuz ve ben boşanma olayından etkileneceğiz,
  6. Boşandıktan sonra ortaya çıkabilecek yeni sorunlarla başa çıkabilecek gücüm var,
  7. Yalnızca eşimden boşanıyorum, çocuğumdan değil (özellikle babalar için),
  8. Eşimin de benim de çocuğumuza ihtiyacımız var, çocuğumuzun hem bana hem eşime ihtiyacı var, o yalnız birimize ait değil.
Kararınızı kesin olarak verdiyseniz veya siz istemeseniz de eşiniz kesin olarak sizden boşanmaya karar verdiyse çocuğunuzun boşanma sürecinden olabildiğince az etkilenmesini sağlayabilmek için aşağıdaki maddeleri yerine getirmeye çalışın;
  1. Boşanmanın ne olduğu ve boşanmadan sonra anne, baba ve çocuğun yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı konusunda çocuğu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek gerekir. Boşanma sürecinde, şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni bir evlilik vb. yaşam değişikliklerini erteleyin. Yaşanması zorunlu bazı değişiklikler varsa, bunlara kademeli geçişler yapmaya gayret edin. Çünkü her değişim, olumlu da olsa ekstra çaba gerektirir ve çocuğunuz için hepsine birden uyum sağlamak güç olabilir. Aynı sebeple, boşanma sonrası çocuk eşlerden hangisiyle kalacaksa, o ve çocuk ailenin boşanmadan önce yaşadığı mekanda yaşamaya devam etmelidir.
  2. Eşler, kendi ailelerini de toplayarak (babaanne, hala , dayı vb.) hep birlikte bir toplantı yapmalı ve çocukla ilgili alınan kararlardan herkesin haberi olmalıdır. Böylece herkes çocuk için işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu hatırlatmış olur, çocuğun bu durumdan çok etkilenebileceğinin ve bu konuda herkesten duyarlılık beklendiğinin altı çizilir ve kararlarda herkesin katkısı olduğundan kurallar daha az çiğnenir.
  3. Çocuktan ayrı yaşayacak olan eş, kademeli olarak evden ayrı kalmaya başlamalıdır; bu süreç haftada bir günden 5-6 güne kadar çıkarıldığında çocuk ayrılığa daha kolay adapte olur. Boşanmadan sonra, çocuklar her iki eşle de sürekli ve düzenli olarak görüşmeye devam etmelidir. Siz artık sevgili veya karı-koca olmayabilirsiniz ama onun için halen anne-babasınız. O sizleri beraber tanıdı ve beraber istiyor, bunu anlamaya çalışın ve ayrılığınıza alışması için ona zaman verin. Çocuğunuza anne ve babanın bibirlerinden ayrılmalarının çocuklarından ayrılmaları anlamına gelmediğini anlatın. Hep birlikte sık sık biraraya gelin (Kendinizi,eşinizle bu biraraya gelişleri kimseye açıklamak zorunda hissetmeyin !!!).
  4. Eşler boşanmanın çocukları için olduğu kadar kendileri için de zor olduğunu unutmamalı ve boşanmayı bir son değil, bir başlangıç olarak kabul etmelidirler. Öfke, yalnızlık duygusu, depresyon, kaygı gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir, bunlar doğaldır, gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemek gerekir. Kendilerini ne kadar çabuk toparlarlarsa çocuklarına da o kadar çok yararlı olabilirler. Unutmamak gerekir ki, çocuklar yeni karşılaştıkları her durumun ne denli tehdit edici olup olmadığını anlamak için genellikle yetişkinlerin tepkilerine bakarlar. Sürekli ağlayan bir anne çocuğa durumun kötü olduğu, neşeli ve çabalayan bir anne ise her şeyin yolunda gittiği izlenimini verecektir.
  5. Eşler çocukları kesinlikle birbirlerine karşı kullanmamalıdır; çocuk hiçbir şekilde taraf ve tanık tutulmamalıdır. Yeni düzenlemelerle ilgili kararlar alırken çocuğunuzun onayını alın ama çocuğunuzu karar verme sorumluluğu altında ezmeyin.
  6. Çocuk, boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmayı çevresine karşı bir silah gibi kullanmamalıdır. Her konuda gereksiz tavizler vererek çocuğun boşanmadan alacağı yaralar yalnızca artırılır, azaltılmaz. Her gün çikolata yemesine izin vererek çocuğunuzun boşanma olayından daha az etkilenmesini sağlayamazsınız, sadece çikolataya daha çok alışmasını sağlarsınız.
  7. Çocukla ilgili her konuda eşler birbirleriyle çelişen davranışlarda bulunmamaya gayret göstermeli, ortak bir yol izlenmelidir. Babanın evinde izin verilen bir şeye, annenin evinde yasak konulmamalıdır.
  8. Çocuklar anne-babalarının boşanmasından kendilerini suçlayabilirler. Bu yüzden, boşanma sebebeinin çocukla hiçbir ilgisinin olmadığı, bunun anne ile babanın arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı açıkça anlatılmalıdır.
  9. Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez, buna saygı duymak gerekir. Boþanma sonrası eşlerden biri yeni bir ilişki yaşıyorsa çocuğun bunu boşanmayı kabullenene kadar bilmemesi gerekir.
  10. Boşanma sırasında, çocuklar mahkeme, eşya dağılımı, nafaka gibi konulardan haberdar edilmemelidir.
Anne-babası boşanmış veya boşanma aşamasında olan bir çocukla ilişkisi olan herkes için iki uyarı :
LÜTFEN,
  1. Çocuğun yanında bu konuyu konuşmayın, özellikle de eşlerden birinin tarafını tutan veya kötüleyen sözler sarfetmeyin.
  2. Boşanma olayını çocukla ilişkilendirmeyin ve çocuğa bu anlama gelen sözler sarfetmeyin;
Anne ya da babasının kendisini sevmediği için, çok yaramazlık yaptığı için, başka bir kadınla birlikte olmayı tercih ettiği için vb. terkettiğini asla söylemeyin. Bu boşanan çiftlerin ailelerinin ve hatta kendilerinin de çok düştüğü bir hatadır. Hernekadar bu sözler gerekçelendirilirken “çocuk anne veya babadan soğusun da aramasın” gibi bir iyi niyet öne sürülüyor olsa da, bu ne inandırıcı ne de çok akılcıdır. Bu gibi sözlerle çocuğu teselli etmez, ona ancak “terkedilmişlik duygusu ve/veya suçluluk duygusu” enjekte etmiş oluruz. Böylece çocuk terkedildiğini çünkü sevgiye layık olmadığını, değersiz olduğunu düşünür. Bu gibi sözlerin çocuklarda ne kadar derin ve onarılması zor yaralar açabileceğini düşünebiliyor musunuz ?
Anne-babalar için son uyarı :
Boşanmaya karar vermeden önce, eşinizle birlikte hareket ederek, çocuğunuzun boşanmanızdan olabildiğince az etkilenmeslini sağlamak için tüm önlemleri alsanız da, çocuğunuz bu olaydan çok etkilenebilir. Bazen de çok dikkatsiz davranırsınız ama çocuğunuz fazla etkilenmez. Bunun iki sebebi vardır; birincisi her çocuk her olaydan aynı oranda etkilenmez, ikincisi olayın etkileri eşit olsa bile tepkiler ve tepkinin zamanı farklı olabilir.
Buna ilaveten, boşanma olayı çocukları kuşkusuz etkiliyor, ancak çocuklar olayın kendisinden çok, oluş biçiminden, süreç içerisinde yaşananlardan etkileniyorlar. Çocuklara birşeyi anlatmanın bin çeşit yolu var. Önemli olan çocuğumuz için doğru olan yolu bulabilmek. Bizim çocuğumuz için, bizim koşullarımızda doğru olan bir yol, bir başka çocuk için onun koşullarında doğru olmayabilir. Çocuğunuzu boşanma sürecine hazırlama konusunda profesyonel yardım almaktan çekinmeyin lütfen, bunu utanılacak bir şey olarak görmeyin. Bunu yaparken de olabildiğince erken, boşanma kararı almadan veya hemen sonrasında yapın. Bu arada, boşanma aşamasında çocukları için profesyonel yardım alırken, iletişim sorunlarını çözebildiğini görerek, evliliğini sürdürmeye karar veren çiftlerin sayısının da çok olduğunu hatırlatmak isterim.
Psk.Nezahat BEDİR

23 Şubat 2012 Perşembe

Alıntı

Son bir aydır 2 farklı psikologtan destek almaya başladım ve birşey söyleyeyim mi? Psikolog konusundaki en önemli şey kendinize en uygun psikoloğu bulmak. Size en uygun psikolog ise size en çok kapıları açan psikologtur. Evet, benim destek aldığım psikologların her biri ayrı ayrı kapıları açıyorlar. 

Şu ana kadar hayatımda 3 psikologtan destek aldım. İlki bana destek mi oldu, köstek mi oldu ya vallahi anlamadım ki kendisi psikolog ta değildi, psikiyatri doktoruydu. Bu konuların ben de uzmanı değilim ancak ikisi tabi ki farklı alanlar. Psikiyatri, daha çok beyindeki fizyolojik rahatsızlıklarla ilgili bir alan iken, psikoloji, beyninde öyle çok temel kusurları olmayıp insanlar arası ilişkilerde yaşanan sorunlarla (yani tam benim bulunduğum durum) ilgili olduğunu zannediyorum.

Zaten, ilk psikoloğu çok acele bulmuştuk. "tuk" diyorum çünkü ben de bulmadım, sadece tavsiye edildi ve biz de gittik. "biz" diyorum çünkü bir tek ben gitmemiştim.

Şimdiki psikologları ise tamamen kendim araştırarak ve son derece rahat bir kafa ile buldum. Ve nitekim gidişattan çok memnunum. Aslında ben tekrar kendime gelip mutlu olabilecekmişim, bir tek doğru zamanın gelmesi gerekiyormuş :)

Bu kadar şey yazdıktan sonra, neden 2 ayrı psikolog? diye bir soru kafanızı kurcalayabilir. Cevap şu şekilde:

1- İkisi de çok iyiler ancak birbirlerinden farklı şekilde. Biri bay diğeri bayan. Bir kadın ve bir erkek psikologtan aynı anda tavsiye alınca gerçekleri daha iyi "doğrulama" imkanı elde ettiğimi düşünüyorum.

2- Sadece yukarıdaki durum yeterli değil tabi ki... Bu iki psikoloğun ikisi de son derece uygun fiyattan hizmet veriyorlar. verdikleri hizmeti en kısa sürede iletip, hem onlar hem de ben zamandan kazanıyoruz dolayısı ile ödediğim bedel en düşük seviyede kalırken aldığım hizmet maksimum düzeylere çıkıyor.

Yalnız sadece bunlar da değil, birkaç ayrıntı daha var.

Başkasını bilmem fakat "prezentasyon" konusuna ben bayağı bir dikkat ederim, psikolog ile randevumu yaptım gittim diyelim. Önce psikoloğun giyim kuşamına, yaptığı makyaj, bıraktığı sakal, giydiği etek ve pantolon nasıldır onlara dahi bakarım! 

Bu noktada şöyle bir durum var: Bayan ise, diyelim ki bacakları fazla açık bırakan ya da göğüsleri fazla belirginleştirmiş bir giysi giydiğini düşünün... Aklıma başka şeyler düşündürtecek bir giyim olmaması gerekiyor, psikoloğun ağzından ne çıkıyor bana ne tavsiye ediyor ona odaklanmalıyım. Ya da erkek diyelim, erkeklerin kimisinde top-sakal merağı vardır ve seansına gittiğim psikologta da bir top-sakal var diyelim... Konuşmasını dinlerken top sakaldaki kıllar, adamın anlattığı şeylerden ön planda olmamalı. Kadında fazla gereğinden fazla makyaj, kendini olduğundan daha çekici gösterme çabası, erkekte yeni moda bol kesim kot ve altında Converse tarzı "loose" bir spor ayakkabı ile metroseksüel görünme hevesleri, güzel kadın görmek isteseydim, Fashion TV 'ye bakardım, ya da bir erkek şov izlemek isteseydim, Justin Timberlake 'in bir dansını izlerdim... Onları istemiyorum ki, en seri şekilde sorunuma çare arıyorum işte o yüzden " Prezentasyon" çok önemli.

Bu durumdan sonra bana yeni kapılar açmayı başaran 2 (güncelleme: 3) psikoloğun işlerini son derece normal giyim sunumları ile yaptığını söylememe gerek kalmadı sanırım: Bayan olanı, ne açık ne kapalı giyinen, ne az ne çok makyaj yapan bir bayan, bitti, stop :) Erkek olanda, ne bir sakal, ne bir değişik tarz falan saç kesimi olmayan bir erkek, okey, sorun yok no problem :) (Güncelleme: Bulduğum 3 psikolog ta erkek ve o da aynı şekilde)

Sonuçta bu 2 (ve 3) psikoloğa çok şey borçluyum, çünkü bana yardımcı olmayı başardılar.

Gençlere Başarılı olmak için neler önerirsiniz?

Zirvedeki zenginlere sorduk:
Gençlere Başarılı olmak için neler önerirsiniz? Sizin alanınızda Başarılı olmak için neler yapmalı? Tavsiyeleriniz neler?


İshak Alaton: “ Sizi rahatsız etse de kendinize bazı sualler yöneltin.”

Aranızda planlamanın önemini küçümseyecek bulunabilir. İngilizlerin bir atasözünü tercüme etmekle yetiniyorum. “Varacağı limanı bilmeyen yelkenli için hiçbir rüzgar elverişli değildir.” Siz hedefinizi arzu ve isteklerinize göre tarif ve tespit edememişseniz bütün maddi ve manevi servetiniz işe yaramayabilir.

Şimdi derin bir nefes alıp aynanın karşısına geçin ve uzunca bir müddet gözlerinizin içine bakın. Kendinizi bulmaya ve tanımaya çalışın. Sizi rahatsız etse dekendinize bazı sualler yöneltin. Geçmiş günlerde başınızdan geçen bazı nahoş hadiseleri tekrar gözden geçirin. Bunların tatsız neticelerinde kendi hatalarınızın payının ne kadar olduğu hakkında bazı yargılara varmaya çalışın... Ve bunları düşünürken mümkün olduğu kadar tarafsız olmaya çalışın. Ne kendinize eziyet edip hep kendinizi suçlamanıza gerek var ne de kabahati hep başkalarında bulup kendinizden kaçmanıza. Ortada bir yerde olmaya çalışın. Ve en önemlisi kendinizle bir dostluk kurmaya başlayın.

Bu metodu bir müddet deneyip rahatladıktan sonra aktiflerinizin bir bilançosunu çıkarın. Rakamlardan ve maddi varlıklardan bahsetmediğimi tabii ki anladınız. Dış görünüş genel kültür insanlarla diyalog kurma yeteneği yabancı dil bilgisi ve yeni bir dil öğrenme yeteneği gibi aklınıza birçok hususlar gelecektir. Bunları alt alta sıralayıp kendinize göre birer birer not veriniz. Ve bundan sonra hayatınızın kalan kısmını akıllı bir şekilde planlamaya başlayınız. Geçmiş son birkaç sene içinde rüyalarınızla gerçekleşme oranını düşünüp kendinize yeni ve varılabilir hedefler öngörün.

Bugünkü uğraşınız size uygun mu? Size heyecan veriyor mu? Her gün yeni bir şey öğrendiğinizi ve bunları her gün daha iyi kullanıp müspet neticeler aldığınızı hissediyor musunuz? O halde iyi bir yolda başladınız ancak yabancı dil veya genel kültür gibi bazı eksiklerinizi tamamlamanız gerekiyor... 


Kadir Has: “ Başarı yolu herkese açıktır.”

Yükselirken yüksek ahlaka önem verdim. Bulunduğum noktaya aklım azmim çalışmam sayesinde ulaştım. Bugün ülkemizde başarı yolu herkese açıktır. Otomobiliniziemniyetli kullanabilir ve emniyet şeridinde giderseniz Başarıyı yakalarsınız.

Asım Kibar: “ Başarının zevkini tattığınız zaman işlerin ne kadar kolay olduğunu göreceksiniz.”


Yürürken sadece yola bakmayınız. Sağa sola da bakınız. Dünyada neler oluyor etrafınıza bakınız. Daima işinizi geliştiriniz. Müşterilerinize kulak verip problemlerine yardımcı olun. Çalışanlarınızla yakın ilişki kurun. Onların önerilerine değer verin. Rakiplerinizin olması size onlara yetişmek ve onları geçmek yönünde gayret vermeli. Kimseyle çatışmayın yolunuza devam edin. Gücünüzü işinizi daha iyi yapmaya sarfedin. Çalışanlarınıza müşterilerinize güven verin. Herkes güven duyduğu malı alırgüven duyduğu müessesede çalışır güvenli müessese ile iş yapar.

Yeni atılım ve teşebbüslerinizi beynelminel kriterlere göre yapın. Hislerinize mağlup olmayın. Herkes çok Başarılı ve zengin olmayı ister. Şartlar uygun oluşturulmazsa netice hüsran olur. İstediğiniz kadar değil oluşturabildiğiniz kadar Başarılı olabilirsiniz. Aylık raporlama ve kontrolleri mutlaka yapınız. Rakamlar yanlış söylemez. Nakit akımını iyi ayarlayınız. Dünyada her yıl kurulan 100 şirketten % 80’i nakit akışını düzenleyemediği için iflas eder.

İşletmeler beynelminel rasyolara uygun çalışmalı. Krizler bu rasyoları bozabilir. Ama en kısa zamanda bu rasyolar düzeltilmelidir.

Son önerilerim; dürüst olun çok çalışın gelişin Başarının zevkini tattığınız zaman işlerin ne kadar kolay olduğunu göreceksiniz.


Rahmi Koç: “ Bir günden bir güne zengin olunmaz.”

Bir defa bir günden bir güne zengin olunmaz; bunu kafalarına koymaları lazım. Piyangodan para kazananların hayatları kaymıştır. Para kazanmak ve refah içinde yaşamak için insanın bir stratejisi olması lazımdır. Strateji donuk katı bir şey değildir. Esnek ve değişen bir hedeftir. Hedefi iyi tayin etmek lazım. Çok abartılı olan vizyonlar illüzyon olmaya mahkumdur. Vizyonunuzu hangi olanaklar ile elde edeceğinize karar vermeniz lazım. 

Gençlerin en önce girişimci olarak mı yoksa profesyonel olarak mı çalışacaklarına karar vermeleri lazımdır. Girişimci olduğunuz zaman küçük havuzda büyük kurbağa olursunuz. Mesuliyet sırtınızdadır. Uykusuz geceler geçirebilirsiniz. Profesyonel olduğunuz zaman da büyük havuzda küçük kurbağa olursunuz. Geceleri nispeten daha rahat uyursunuz. Çünkü işin sahibi değilsinizdir. Bu kararı verdikten sonra hedefler seçeceksiniz.

İş hayatında kendini devamlı eğitmeyi faydalı görüyorum. Çünkü şartlar bulunduğunuz zemin ekonomi politika devamlı değişebiliyor. İşde eğitim önemli.

İş hayatında dürüst olmak şart. Çalıştığınız ülkenin kanunlarına uymak insana itibar getirir. Disiplinli çalışmak gereklidir. Eğlence ise eğlence dinlence ise dinlenceçalışmak ise çalışmak hepsi ölçülü olmalı.

Mutlaka aile kurulmalı. Evlat yetiştirilmeli. Mutlaka insanın dinine bağlı olması büyüklerine hürmet etmesi ve anenelerini unutmaması lazımdır.

Varlık elde ettikten sonra insanın bu varlığını memleketine geri vermesi lazım. Sosyal ihtiyaçları karşılamak kültür eğitim ve sağlık alanlarında bu kazandığınız parayı geri vermek gerekir. Zenginliği sokaktaki adama sempatik hale getirmek lazım. Zengini düşman gibi göstermemek gerekiyor. Dostum rahmetli Sakıp Sabancı bunu çok iyi yapardı.



Hüsnü Özyeğin: “ Başarılı olmak için neler bildiğinizi değil neleri bilmediğinizi bilmek önemlidir.”



İş hayatında Başarılı olmak için çok çalışmak iyi bir lider olarak takımınızı motive edebilmek neler bildiğinizi değil neleri bilmediğinizi bilmek insanlardan enerji almak yerine insanlara enerji vermek kendinizi sürekli yenilemek ve her kademede yönetici ve memurun gerektiği zaman görüşünü almak ve çalışanınızı müşterinizi tüm ilişkide olduğunuz insanları sevmek çok önemlidir.

Sakıp Sabancı: “Yerimizi alabilecek insan yetiştirmeliyiz.”



Hayatta tesadüf fırsat şans ancak onlardan yararlanmaya hazır olanların işine yarayabilir. Dikkatli hevesli çalışkan sabırlı ve en önemlisi hedefi olan insan tesadüfleri değerlendirebilir fırsatları yakalar ve şansı kaçırmaz.

İnsanın tek başına “dünyanın hakkından gelmesi” mümkün değil. Ancak bir vizyonu varsa; bu vizyonunu çalıştıklarıyla paylaşıyor ve onların yüreklerine inanç azim ve şevk aşılıyabiliyorsa ve en önemlisi aynı hedefi gerçekleştirmeye kendini adamış yetenekli kişilerden oluşan bir “takım” oluşturabiliyorsa Başarıya ulaşmak kolaylaşır. 

Her fırsatta söylüyorum: Bugün dünyaya baktığınızda her bir ülkede irili ufaklı ve bir çoğu o ülkeye has problemler var. Zaman içinde bunlardan bir kısmı çözüme kavuşacak; ancak her vakit yeni çözüm isteyen yeni problemler sıkıntılar olacak. Önemli olan bu problem ve sıkıntıların varlığı değil; o problem ve sıkıntıları çözebilecek basiretli yetenekli ve yaratıcı insanların var olmasıdır. 

Dolayısıyla ister iş adamı ister politikacı isterse akademisyen olalım hepimizin en önemli görevi bizim yerimizi alabilecek kalkınma ve gelişme bayrağını ileri ve yeni ufuklara taşıyacak “insan” yetiştirmektir. 

Ferit Şahenk: “ Eğitime gelişime dinlemeye açık olmanız lazımdır.”

Bir kere insanca bir yaşam felsefenizin olması gereklidir. Eğitime gelişime dinlemeye açık olmanız lazımdır. Mutlaka bir yabancı dilin getirdiği avantajı da kullanarak yaptığınız işlerle ve tarihle ilgili bir çok şeyi okumanız gereklidir. Çünkü insanlığın tarihi her ne kadar teknolojik değişimden geçse de belirli bazı temel gerçekleri aktarmak bunları hissetmek ve bilmekte fayda vardır diye düşünüyorum. Sevginin yanında saygının olması gerekliliğine de önem veririm.

İş hayatında Başarılı ve zengin olmayı isteyenlere en başta dünyayı izleyebilmelerini öneririm. İkinci olarak ise yine tekrarlıyorum bir yabancı dil öğrenmelerini tavsiye ederim. Üçüncü önerim ise gerektiği zaman hayatın dönüş etaplarını sindirmeleridir. Bu etaplarda tecrübe ve itibar kazanarak yukarı doğru çıkmalarını yani her zaman asansörle değil bazen de merdivenle yukarı çıkmalarını gerektiğini düşünüyorum. 


Kemal Şahin: “ Başarıda en önemli etken
insan mefhumunu çok iyi kavramak.”



Bir insan Başarılı oluyorsa mutlaka bir şeyleri doğru yapıyordur. Bir kez tesadüfen Başarılı olabilirsiniz bir sene Başarılı bir firma olabilirsiniz iyi para kazanabilirsinizama sürekli başarı için bazı şeyleri ısrarla doğru yapıyor olmanız gerekir. Ne başarı ne de Başarısızlık tesadüfi değildir.

İyi bir sanayici değilim aslında. Fabrikalarımın bir kısmını yakın döneme kadar ancak 2-3 senede bir ziyaret edebiliyordum. Son zamanlarda bunu "yılda bir"e çıkarabildim. O koca fabrikalardaki makinaların bir çoğunun alımında bizzat bulunmadım ve çoğunun da ne iş yaptığını tam olarak bilmem. Gittiğimde tesisleri hızla gezip makinalara da şöyle bir göz atarım ve esas olarak makinelerin başındaki insanlarla ilgilenirim.

Tekstilden para kazanıyorum ama kendimi uzman bir tekstil sanayicisi olarak da görmüyorum. Belki iyi bir tüccarım. Nitekim işe pazarlamadan başlayan pazardan gelen bir insanım. 

Bana göre ticari Başarıda en önemli etken insan mefhumunu çok iyi kavramak çok iyi işlemektir. İnsanları yönetebilmek motive edebilmek için gerekli bu. Yöneticininduygusal zekası güçlü insan ilişkilerini iyi bilen bir psikolog olması gerekir. Ben bir psikolog değilim psikoloji tahsili yapmadım. Ama insanlarla iyi ilişkiler kurarak sosyal yönümü geliştirmeyi başardım. 

Başarının öyle efsunlu formülleri sırları falan yok birden fazla yolu olabilir. Bizim yolumuz kesinlikle insanların severek zevkle mutlulukla çalışmalarını sağlamaktan geçiyor. Başarıya böyle yürüyorum. 

Yönetici adaylarına önerilerime gelince; Hedef yoldur. Her insan konumu ne olursa olsun kendine makul hedefler koyarak onları yakalamaya çalışmalıdır. Bu şekilde yüksek motivasyonla çalışmak hem sizleri daha iyiye götürür hem de bu yolda ilerlerlerken büyük mutluluklar yaşarsınız. 

Düzenli disiplinli ve planlı çalışan insanlar içinde bulundukları şartları değiştirerek mutlaka iyi bir yere gelecektir. Herkes zirveye çıkamaz ama bu şekilde çalışanlar elbet bulundukları noktalardan daha üstlere tırmanabilir. 

Bu devirde değişime uyum sağlayamayanlar özellikle global pazarlarda ayakta duramaz. Teknolojik gelişmeleri yakından takip edin. Bilgisayar ve internet dünyasıyla iç içe yaşamayı öğrenin. 

Artık bir ya da birkaç yabancı dil bilmek iş hayatında ve günlük hayatında kaçınılmaz bir zorunluluk. Eğer küreselleşen dünyada kendinizi ve firmanızı hedeflediğiniz noktaya taşımak istiyorsanız dünyanın her yerindeki müşterilere hitap edebilecek konumda olmanız gerekiyor. 


Saffet Ulusoy: “ Zengin olana kadar 
zenginlerin yaşantısına özenmeyin.”



İş hayatımda yükselirken önem verdiğim şey geçmişi unutmamak alçak gönüllü olmak insanlara daha çok önem vermektir.

İş hayatımda bu noktaya gelene kadar çok çalıştım ve çalıştığım insanlarla hep yakın dirsek temasında oldum. Onlardan en yüksek verimi almak için işime erkenden gelerek onlara örnek olmaya çalıştım.

Akşam iş bitiminden sonra bugün neler yaptım noksan bir işimin kalıp kalmadığının kontrolünü yaparım. Ertesi gün yapacağım işleri aklımdan geçiririm. Tutamayacağım iş sözlerini asla vermem verdiğim sözlerin de hep arkasında olurum.

Gençlere vereceğim en önemli nasihat: çok çalışmaları zengin olana kadar kendinden zenginlerin yaşantısına özenmeyip dünya nimetlerinin bir kısmından vazgeçip kazançlarını doğru kullanmayı bilmeleridir. Büyüklerine saygılı olup onların geçmişte yaşadıkları tecrübelerden en iyi şekilde istifade etmeyi bilmelidirler.

Ahmet N. Zorlu: “ Basamakları göremeyenlerin yükselmeleri mümkün değildir.”



Daha öncede altını çizdiğim bir gerçek var. “Ne yaparım da patron olurum?” diye yola çıkılmamalı. Başarının temel taşı çalışmak ve bir alanda uzman olmak. 

Beni buralara getiren öğrenme hevesim ve çalışma azmim olmuştur. Benim için hedef zengin olmak değil Başarılı olmaktı hep. İkisi birbirinden çok farklı şeyler dikkat etmeliyiz. 

Yapacağın kadar iş alıp o alanda zaman içinde en iyisi olmayı hedeflemek gerek. Basamakları göremeyenlerin yükselmeleri mümkün değil hızlı çıkanların ise düşmeleri kaçınılmaz.

Keşfetme Yolculuğu

İnsanın gelişimi, doğumdan itibaren devam eden dinamik bir süreçtir. Bu süreçte bazı dönemler kimlik gelişimi, öğrenme kapasites...